Ana sayfa Genel Obsesif- Kompulsif Bozukluk ve İlişkili Bozukluklar: Trikottilomani ve Deri Yolma

Obsesif- Kompulsif Bozukluk ve İlişkili Bozukluklar: Trikottilomani ve Deri Yolma

132
https://pixabay.com/tr/photos/gri-sa%C3%A7-ya%C5%9Flanma-belirtileri-1720827/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Trikotillomani
Günlük hayatta bazı kimseler için ‘’sinirinden saçını başını yoldu’’ sözünü kullanmış veya kullanan birilerini duymuş olabiliriz. Ancak toplumda sık rastlanıp bilinmese de aslında bir psikolojik
rahatsızlık böyle bir durumu tarif etmektedir.

Trikotillomani, saç, kaş, kirpik, sakal, bıyık yolma gibi vücudun özellikle yüzün görünen kısmında lezyonların oluşması şeklinde tanımlanmaktadır. Kılı elinde tutma, ağızda çiğneme ve yutma davranışları görünen davranışlar arasındadır. Genelde
bu davranışlar farkında olunmadan yapılmaktadır. Kısaca bilinçli farkındalığın dışındadır ve kişi bir süre sonra aynaya bakınca durumun farkına varmaktadır.

Kişi bu yolma işlemine karşı istek duymakta ve bunu engellemeye çalışsa da engelleyememektedir.

Bu yolma davranışı kişinin haz almasını, rahatlamasını ve tedirginliğini geçmesini sağlamaktadır. Kısaca yolma eylemi bir nevi kişinin rahatlamasını sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle yolmadan önce çok gergin, endişeli iken o gerginlik yolma davranışı ile azalmaktadır.

Genelde bu yolma işlemi gizli kısaca başka kişilerin önünde olmamaktadır. Aksine kişi inkar etmekte ve saklamaya çalışmaktadır.

Kronik gidişata sahip bir rahatsızlıktır. Kısaca süreç içerisinde artıp azalmakta bazen haftalarca, aylarca yıllarca görülmeyebilmektedir. Ancak kronik seyir olduğu için birkaç yıl sonra tekrar ortaya çıkabilir.

Genellikle kadınlarda daha yaygın görünmektedir.

Deri Yolma

Trikotillomani ile mekanizması benzerdir. Başka bir ifadeyle deriyi yolmadan önce gergin, endişeli iken o gerginlik yolma davranışı ile azalmaktadır. Kişi bu yolma davranışına karşı koymaya
çalışmakta ancak bu konuda başarısız olmaktadır ve bu davranış kişiye yine benzer şekilde haz vermektedir.
Kişi deri yolma davranışının farkında değildir.

Yapılan çalışmalarda üniversite öğrencilerinin %78’inde görülmektedir. Ancak bu noktada bahsi geçen yolma patolojik olmayan bir yolmadır. Başka bir ifadeyle yolma davranışı var ancak kişide lezyonlara neden olmamaktadır.

Yara yolma, sivilce yolma, nasır yolma, deriyi kaşıma, deriyi kaldırma gibi davranışlar patolojik olmayan yolmalar arasında yer almaktadır. Ancak altta yatan şey aynı rahatlamayı sağlamaktadır.

Patolojik yolma ise üniversite öğrencilerinde %3 oranında görülmüştür. Patolojik diyebilmek için diğer tüm bozukluklarda olduğu gibi bu durumun kişinin işlevselliğini bozması gerekmektedir. Örneğin kişi vaktinin çoğunu bu yolma davranışı ile harcıyor ise bu durum işlevselliğinin bozulduğuna işaret etmektedir. Tanı için önemli olan bir diğer kriterde bu davranışın lezyonlara neden olması (cildin aşırı yorulması, ciltte aşırı deformasyon olması) gerekliliğidir.

Bu yolma davranışı elle, tırnakla, cımbızla, törpü veya iğne ile gerçekleştirilebilinir.

Hayati riski olan bir bozukluktur. Çünkü derinin görevi vücudu mikroplara karşı korumak iken kişi bu deriyi kaldırmaktadır bu durumda kişinin sağlığı için bir tehdit yaratmaktadır.

Bazı ataklar kısa bazı ataklar uzun sürmekte (yolma davranışı birkaç saat dahi sürebilmektedir) ve farklı şekillerde görülebilmektedir.

Bu rahatsızlıkta tıbbi yardım arayışının pek olmadığı bilinmektedir. Başka bir kişi uyarmadıkça veya zorlamadıkça kişi tıbbi destek alma ihtiyacında bulunmamaktadır.

Patolojik olanla olmayanı ayırt etmek oldukça önemlidir. Bu nedenle eşlik eden duygu önemlidir ve tespit edilmelidir.
-Kısaca haz alma, rahatlama ve gevşeme duyguları daha patolojik olabileceği yönünde bir işarettir.
-Sonuçlar önemlidir. Kısaca bu davranışın lezyonlara sebep olup olmadığı önemli bir kriterdir.
-Atakların ne kadar sürdüğü de tanı koymak açısından belirleyicidir.

Bilişsel davranışçı terapi bu bozuklukta kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. Kişi farkında olmadığı için içinde bulunduğu durumu fark etmesi tedavi sürecinde ele alınan önemli bir noktadır.

Bu durum farklı yaş aralığında başlayabilir. Çocukluk, ergenlik veya yetişkinlik döneminde de başlayabilir. Kısaca başlangıç yaşı değişkenlik gösterebilmektedir. Diğer bozukluklara göre
başlangıcın daha erken olduğu söylenebilir.

Kadınlarda daha yaygın bir şekilde görülmektedir. Bunun sebepleri arasında hormonal faktörlerin olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle menstrüasyon dönemlerinde belirtilerin artması göz önüne alınmalı ve desteğin bu noktada önemli olduğu unutulmamalıdır.

Bir önceki yazımız olan Yas Sürecinde Profesyonel Yardım başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here