Ana sayfa Genel PATOLOJİK SEMPTOMLAR: DÜŞÜNCE BOZUKLUKLARI İLE İLGİLİ SEMPTOMLAR

PATOLOJİK SEMPTOMLAR: DÜŞÜNCE BOZUKLUKLARI İLE İLGİLİ SEMPTOMLAR

137
https://pixabay.com/tr/illustrations/ruh-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-psikoloji-psikiyatri-2313428/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Düşünce Yapısıyla İlgili

Birincil düşünce süreci: Neden sonuç ilişkisinin kurulmadığı, mantıksal olmayan, büyüsel düşüncedir. Çocukluk çağının düşünce biçimidir. Psikotik kişilerde de sık görülmektedir.
Kısaca mantık dışı, gerçekle ilişkisi olmayan düşüncelerdir.
Somut düşünce: Soyut bir kavramı somut bir şekilde ve de göz önünde olan olaylar ve hemen ilk elde edilen deneyimler ile somutlaştırılarak yanıtlanmasıdır. Başka bir ifadeyle kavramların
soyut boyutu yoktur. Örneğin bu kişilere ‘’damlaya damlaya göl olur’’ atasözünün ne demek istediği sorulduğunda ‘’damlalar birikir birikir ve en sonunda bir göl oluşur’’ diye bir cevap
verebilirler. Anlaşıldığı üzere atasözü ve deyim açıklatmak bu durumun anlaşılması açısından iyi bir yöntemdir. Benzer şekilde göz kelimesi denildiğinde bizim aklımıza hem kendi
gözümüz hemde bir çekmecenin gözü gelebilmektedir. Ancak bu kişiler için göz kelimesi yalnızca sahip olduğumuz gözü çağrıştırmaktadır. Bu durum şizofreni hastalarında
görülmektedir.
Ambivalan düşünce: Belli bir nesne ya da durumla ilgili olarak zıt fikirlerin bir arada izlenmesidir. ‘Seni çok seviyorum’ deyip arkasına dönünce ‘senden nefret ediyorum’ diyen
kişi bu durumun tipik bir örneğidir. Aynı kişiye karşı farklı duygular elbette hissedilebilinir ancak bu kadar birbirinin zıttı iki duyguyu aynı anda hissetmek pek de mümkün değildir. Bu
durumun mümkün olması için gerçeklik bağlantısının kopukluğu gerekmektedir. Borderline ve şizofreni hastalarında sık rastlanan bir durumdur. Örneğin borderline bir hasta arkadaşını
çok seviyordur ve kendisi için bu kişi dünyanın en iyi insanıdır. Ancak bu arkadaşı kendisine ufak bir eleştiride bulunduğu an dünyanın en kötü insanı haline dönüşebilir.
Paleolojik düşünce: Birbiriyle ilişkisiz benzerlikler ve detaylardan yola çıkarak hastanın benzeştirme ve yorum yapmasıdır. Şizofreni hastalarında görülmektedir.
Neolojizm: Psikolojik nedenlerle yeni kelime türetmektir. Başka bir ifadeyle kişi bir kelimenin ilk üç harfini alıyor daha sonra bir başka kelimenin de son beş harfini alıyor ve yeni bir kelime
türetiyor. Bununla birlikte örneğin tekerlek kelimesine ‘akula’ diye bir isim takmış ise her zaman tekerleğe ‘akula’ diyebiliyor.

➢ Kelime Salatası: Kelime ve cümlelerin hiçbir anlam içermeyecek biçimde karıştırılması. Temel kurallarının ihmal edildiği, kelimelerin rastgele şekilde sıralandığı, karmakarışık ve
anlaşılmaz bir konuşma biçimidir. Ancak bu durum artık günümüzde bu kadar ağır şizofreni hastaları olmadığı için pek sık görülmemektedir.
➢ Verbijerasyon: Belirli bir kelime veya cümlenin amaçsız ve tek düze tekrar edilmesidir. Psikotik bozukluklarda, nörolojik bozukluklarda, aşırı alkol alımında görülmektedir.
➢ Çevresellik: Kişinin konuşmaya fazlaca ayrıntı yükleyerek amacına ulaşmasıdır. Başka bir ifadeyle bu kişilere bir soru yöneltildiğinde sorunun cevabı en fazla beş dakika ile
cevaplandırılabilecek iken kişinin gereksiz ve anlamsız ayrıntıları sebebiyle cevaplandırmanın yirmi dakika sürmesidir. Kısaca kişi amaca ulaşıyor ancak bir sürü ayrıntı vermesi sebebiyle
geç ulaşıyor. Bipolar, şizofreni, obsesif bozukluk, demans (aradaki boşlukları unuttuğu için o boşlukları başka şeylerle dolduruyor) ve epileptik kişilik bozukluğu olan kişilerde görülebilmektedir.
➢ Yandan cevaplar (teğetsellik): Konuyla bağlantılı fakat amaca ulaşmayan düşüncedir. Kişi konuşurken arada belki bir ya da iki kelimeyle konuya değinir ancak amaca bir türlü gelemez.
Demans (ilerleyen dönemlerinde artık çok fazla unuttuğu için), kronik alkolizm, mani (ilerleyen aşamalarında bir türlü konuya odaklanamadığı için) ve korsakoff psikozda görülebilmektedir.
➢ Perseverasyon: Kelime veya konuların devamlı olarak yinelenmesidir. Kısaca karşısındaki insan ne sorarsa sorsun kişi dönüp aklındaki o konuyu anlatmaktadır. Şizofreni hastalarında
sık görülmektedir.
Ekolali: Kişinin karşısındakinin sözcüklerini ya da sözcük kalıplarını yinelemesidir. Başka bir ifadeyle karşısındakini yankı gibi yansıtmaktır. Örneğin kişi ‘’geliyor musun?’’ dediğinde
‘’geliyor musun?’’ diye bir karşılık vermesidir.
Kondanzasyon: Birden fazla kavramın iç içe geçirilerek, birden çok kavramın tek bir sembol halinde ifade edilmesidir.
Sözcük yakıştırma: Sözcükler alışılmadık bir bağlamda kullanılırlar.
Çağrışım gevşemesi, kopukluğu: Fikrin, belirsiz, mantıksız ve hedefsiz biçimde akışıdır. Kişinin konuşmaya başladığı, devam ettiği ve bitirdiği yer arasında en ufak bir alaka bulunmamaktadır. Örneğin adı sorulduğunda kişinin adını söylemeden karşısındaki kişinin hiç aklında kalmayacak detaylarla bir sürü şey anlatmasıdır.
Raydan (yoldan) çıkma: Düşüncenin akışında, blokaj olmadan derece derece ya da ani bir sapma. Bir düşünden bu düşünce ile kısmen ilişkili ya da ilişkisiz bir başka düşünceye
atlayarak olan konuşmadır. Kısaca düşüncenin hiçbir şekilde akışa uymaması şeklinde tarif etmek mümkündür. Çağrışım gevşemesinden bir aşama daha ağır düşünülebilinir.

Bir önceki yazımız olan DÜŞÜNCE İLE İLGİLİ PATOLOJİK SEMPTOMLAR başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here