Ana sayfa Genel Stanford Hapishane Deneyi

Stanford Hapishane Deneyi

152

Stanford Hapishane deneyi 1971 yılında Stanford Üniversitesi’nden Philip Zimbardo tarafından yapılmıştır. Zimbardo ve meslektaşları Amerikan cezaevlerindeki gardiyanların uyguladığı vahşiliğin, gardiyanların sadist kişilikleriyle mi yoksa hapishane ortamıyla mı daha fazla ilgisi olup olmadığını öğrenmekle ilgilenmişlerdir. İnsanların cezaevindeki rollerini incelemek için Zimbardo, Stanford Üniversitesi psikoloji binasının bodrumunu sahte hapishaneye dönüştürmüştür. Katılımcılar rastgele kura ile mahkum ve bekçi rolünü oynamak üzere görevlendirilmiştir. Muhafız rolünü oynayan bireylere sopa ve güneş gözlüğü verilirken; mahkum rolünü üstlenenlere yatak örtüleri ve cezaevi kıyafeti giydirilmiştir. Gardiyanlar sekiz saat vardiyalı olarak çalışmış ve kendilerine cezaevinde yasa ve düzeni korumak, mahkûmların saygısını sağlamak adına ne gerekiyorsa yapılması gerektiği önceden söylenmiştir. Ayrıca fiziksel şiddete izin verilmediği belirtilmiştir. Zimbardo ise mahkûmların ve gardiyanların davranışlarını gözlemlemek adına hapishane müdürü olarak deneyde görev almıştır. 

Çok kısa bir süre içerisinde bütün denekler rollerine adapte oldukları, hatta deneye başladıktan saatler sonra birkaç gardiyanın mahkûmları taciz etmeye başladığı gözlemlenmiştir. Ardından mahkumlara hakaretler ederek şınav çekmek gibi fiziksel cezalar vermişlerdir. Bunun yanında mahkumlar da kısa süre sonra gerçek mahkumlara benzer davranışlar sergilemeye başlamışlardır. 

Deneyin ikinci gününün sabahında mahkumlar isyan çıkartarak gardiyanları hazırlıksız yakalamışlardır. Diğer vardiyalardaki gardiyanlar isyanı bastırmaya yardımcı olmak için gönüllü olmuşlar ve yangın söndürücü kullanarak mahkumlara misilleme yapmak için saldırarak kapılardan uzaklaştırmışlardır. Ardından mahkûmların hepsini çıplak bırakarak hücrelere kilitlemişlerdir. Bunlara ek olarak isyana en az karışan üç mahkuma özel ayrıcalıklar verilmiştir; cezaevi üniformalarını, yataklarını geri almış ve duş alıp, dişlerini fırçalamalarına izin verilmiştir. Ayrıcalıklı mahkumlara diğer mahkûmların yanında özel yiyecekler verilmiştir ve bu da mahkumlar arasındaki dayanışmanın bozulmasına neden olmuştur.

İlerleyen günlerde gardiyan ve mahkumlar arasındaki ilişkiler değişmeye devam etmiştir. Gardiyanlar mahkûmları sıkı bir şekilde kontrol altında tutarken mahkumlar, gün geçtikçe onlara bağımlı hale gelmiş, gardiyanların kendilerine olan saygısı arttıkça mahkumlar daha itaatkar olmuştur. Böylelikle gardiyanlar daha agresif ve iddialı hale gelmişlerdir.

Zimbardo deneyinin bir iki hafta boyunca devam etmesi gerektiğini düşünse de altıncı günde mahkûmların duygusal çöküşleri ve gardiyanların aşırı saldırganlığı nedeniyle çalışmayı sonlandırmak zorunda kalmıştır. 

Sonuç olarak hapishane ortamının, gardiyanların vahşi davranışlarını ortaya çıkarmada önemli bir etken olduğu görülmüştür. Bu nedenle, bulgular eğilimsel değil davranışsal durum açıklamalarını desteklemiştir. Zimbardo’nun yorumlamasına göre, bireysel kişilik özellikleri yerine simüle edilmiş hapishane ortamının, katılımcıların davranışlarını değiştirmiş ve bu durum Milgram deneyinin sonuçları ile uyumlu görülmüştür. Ayrıca deney, bilişsel uyumsuzluk teorisini ve otoritenin gücünü göstermek için de kullanılmıştır. Mahkumlar, gardiyanların hiyerarşideki yüksek rolünü fark ettikçe kendilerini önemsiz kişiler olarak benimsemişlerdir.  

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here