Ana sayfa Genel Vincent Van Gogh: Psikolojik Rahatsızlıklarla Boğuşmuş Bir Hayat Hikayesi

Vincent Van Gogh: Psikolojik Rahatsızlıklarla Boğuşmuş Bir Hayat Hikayesi

226
https://pixabay.com/tr/photos/vincent-van-gogh-da%C4%9Flar-evler-85799/

    Vincent, 1853 yılında Hollanda’da doğdu. Şüphesiz ki Dünya’da en çok tanınan post-empresyonist ressamlardan biri olan Van Gogh, 2100 kadar eser üretti. Bu eserlerin çoğunu hayatının son 2 senesinde tedavi gördüğü psikiyatri kliniğinde üretti.

Van Gogh, çocukluğundan beri hep sanatla ilgiliydi. Resme olan aşkı onu hayatının son 2 senesinde bulmadı. Gençliğinde sanat simsarı olarak başka ülkelere gidip çalışmaya başladığında bunalıma girdi. Bu bunalımdan sonra ailesinin yanına dönerek resimler yapmaya başladı, daha çok köy yaşamını ve doğal hayatı resmediyordu. Daha sonrasında ailesinin yanından ayrılıp, empresyonist sanatta uzmanlaşacağı yer olan Fransa’ya gitti.

Psikolojik Sağlığı Nasıldı?

Van Gogh, bu zamanlarda psikotik ataklar geçirmeye, delüzyonlar görmeye başladı. Neler yaşadığını tam anlayamıyordu fakat kendine dikkat etmiyor, kötü besleniyor ve aşırı alkol tüketiyordu.

Onu Dünya’nın odak noktası haline getiren konulardan biri ise, kulağını kesmesi oldu. Van Gogh kulağını neden kesip bir hayat kadınına yolladı hala tam olarak bilinmiyor.  Doğru olarak kabul edilen bilgi sanatçı arkadaşı Gaugin ile ettikleri kavgadan sonra sinir krizine girip kulağını kesmesi olsa da, bu konuda hala bazı gizemler mevcut.

Bu olaydan sonra Saint-Remy psikiyatri servisinde tedavi gördü fakat buradan kendi isteğiyle ayrılıp, Paris’e gitti. Bir homeopati uygulayıcısından tedavi almak istedi fakat bu yöntem işe yaramadı, Van Gogh’un depresyonu devam etti. 29 Temmuz 1890 yılında, henüz 37 yaşındayken kendini göğsünden vurarak intihar etti.

Van Gogh bu kadar tanınır bir ressam olunca, Van Gogh’un hangi psikolojik rahatsızlıklarla boğuştuğu uzmanların ilgi odağı oldu. Van Gogh’un yaşadığı zamanlarda psikolojik rahatsızlıklar psikoloji ile ilişkilendirilmediğinden, onun hastalığı konusundaki tahminler varsayımın ötesine gidememiştir.

Yaşadığı dönemde Van Gogh’a epilepsi tanısı konuldu fakat geçirdiği nöbetlerin süresi ve kısmı nöbetler nedeniyle bu tanının yanlış olduğu düşünülüyor.

Dr. Perry, 1949 yılında Van Gogh’un bipolar bozukluk veya manik depresifle mücadele ettiğini öne sürerek bir çalışma yayınladı. Bu rapordaki çalışmalar, Van Gogh’un yaşamıyla oldukça uyumlu bulundu fakat bazı uzmanlar bunu reddetti.

Başka bir görüş ise Borderline kişilik bozukluğu ile mücadele ettiği. Kendine zarar vermesi, fevri olması, dengesiz bir karaktere sahip olması gibi özellikleri nedeniyle bu görüş öne sürüldü. Erwin van Meekeren’e ait, Starry Starry Night: Life and Psychatric History of Vincent van Gogh adlı kitabında bu konuyla ilgili detaylı ve kusursuz argümanlar bulunmaktadır.

Bunların dışında Güneş çarpması, Meniere Hastalığı, Kurşun Zehirlenmesi gibi bir sürü iddia ortaya atıldı. Ne olursa olsun, bunların hepsi Van Gogh’un hayatından yapılan araştırmalar ve çıkarımlardan ibarettir.

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Vincent_van_Gogh%27un_sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

https://tr.wikipedia.org/wiki/Vincent_van_Gogh#%C3%96l%C3%BCm%C3%BC

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Bazı İnsanlar Sadece Siyah Beyaz Rüya Görüyor! başlıklı makalemizde freud, rüyalar ve rüyanın rengi hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here