Ana sayfa Genel Beden Dismorfik Bozukluk

Beden Dismorfik Bozukluk

806
https://pixabay.com/tr/illustrations/bulimia-anoreksiya-nervoza-4049661/ (

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Beden dismorfik bozukluk, kişinin görünümüyle ilgili duyduğu bir rahatsızlıktır. Bahsi geçen bozukluğun temel özelliği, kişinin görünümündeki hayali (gerçek dışı) ya da hafif (çok küçük bir
kusur) bir fiziksel kusurla ilişkili yoğun fiziksel uğraştır. Bahsedildiği gibi kişinin görünümündeki kusur hayali yani gerçek dışı olabilir. Bu kusur kimsenin görmediği, algılayamadığı ve farketmediği ancak hastanın ısrar ettiği bir kusur olarak düşünülebilir.

Beden Dismorfik Bozukluğa sahip hastalarının en sık,
1) Damar izleri
2) Akne
3) Kırışıklar
4) Skarlar (yara)
5) Saçların incelmesi
6) Tenin solukluğu ya da kızarıklığı
7) Şişlik (göz, dudak)
8) Yüzde asimetri gibi yüzün ya da başın imgesel ya da küçük kusurlarından yakındıkları belirtilmektedir. Ancak her türlü beden parçası ile ilgili endişeleri olduğu da görülebilir. En çok plastik cerrahları ile muhattaplardır.

• BDB olgularının kaygıları sosyal ortamlarda daha da belirginleşmektedir. Kaygıları nedeniyle sosyal ortamlara girememe, evden dışarı çıkamama (sosyal izolasyon) veya
yalnızca karanlıkta çıkma, okulu ve işi bırakma gibi kaçınma davranışları sık görülen belirtiler arasındadır. Bu kişilerin evden çıkmak istememesinin nedeni fiziksel görünümündeki hayali ya da küçük fiziksel kusurlarının görülecek olmasıdır.
• BDB olgularının çoğu bedensel kusurlarının başkaları tarafından görünüp, fark edildiğine inanırlar. Çalışmalar beden dismorfik bozukluğu olanların 1/3’ü diğer insanların
kendilerine güldükleri ve sorunlu bölgelerine baktıklarını düşünürler.

• BDB’da en sık gözlenen kompulsif davranışlar;

1) Aynada görünüşlerini kontrol etmek. Ya aşırı düzeyde aynaya bakar ya da olabildiğince ayna gibi
görüntü yansıtan nesnelerden uzak durmaya çalışırlar.

2) Görünümlerini diğer insanlarla kıyaslamak

3) ’’Kolum şiş mi?’’ v.b. gibi sorular ile başkalarından görünüşleri hakkında güvence almaya
çalışmak. Bu durum karşısındaki kişiyi zorlamaktadır. Ki güvence vermek genellikle işe
yaramamaktadır.

4) Görünüşlerini değiştirmek

5) Beğenilmeyen beden bölümlerini değiştirmek için stratejiler kullanmak (kusurlu olduğuna inandıkları bölgeleri gizlemek amacıyla bol miktarda makyaj malzemesi kullanabilir ve giyim
kuşam biçimi değişiklikleri yapabilirler. Bronzlaşmak ve egzersiz yapmakta bahsi geçen durumlara
bir diğer örneklerdir.)

• OKB tanısı olanlar gibi BDB tanısı olanlarda bu endişelerini durdurmakta zorlanmaktadırlar.
BDB tanısı alan kişi günde ortalama 3-8 saat arasında değişen sürede görünüşü hakkında
düşünmektedirler.
• Bu hastaların bir kısmı ise, estetik cerrahlarına başvurmaktadırlar. Ancak bu girişim
endişelerinin yine de son bulmasını sağlamamaktadır.
• Görünüş ile ilgili takıntılar sosyal ve mesleki alanda birçok soruna yol açmaktadır.
• Ameliyatlar gibi müdahalelere ciddi miktarda para verdikleri için maddi açıdan da zorluk yaşayabilmektedirler.
• Hastaların %40’ı evden çıkmak istemediklerinden dolayı çalışamaz duruma gelmektedir.
• Utanç, kaygı ve çökkünlük en sık yaşadıkları duygular arasındadır. Bu fiziksel bulgular bu
kişileri utandırmaktadır.

Yaygınlık
Yaygınlık oranı %2’dir. Ancak elbette bu buzdağının görünen kısmıdır. Çünkü psikolog ve psikiyatristlerden çok cerrahlarla muhattaplardır. Estetik cerrahlara başvuranlar arasında BDB tanı
oranı %5-%7 arasında değişmektedir. Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. BDB geç erkenlik döneminde başlamaktadır. %90 oranındaki vakada tanıdan bir yıl sonrada belirtilerin devam ettiği 9 yılı aşkın bir süre içerisinde ise belirtilerin azaldığı gözlenmektedir (kronik bir seyrinin olduğu görülmektedir)

Konuyla ilgili psikolojik destek alabilmek adına genellikle bir girişimde bulunmamaktadırlar. Çalışmalar BDB olan hastaların psikiyatri kliniklerine ilk kez başvurduklarında ortalama 32-33 yaşlarında olduğunu işaret etmektedir. Hastalığın ergenlik yaşlarında başladığı düşünüldüğünde hastalığın uzun yıllar tanınmadan ve hastaya tanı konmadan sürdüğü görülmektedir. Kısaca hastalığın başlangıcından 20 yıl sonra başvurmaktadırlar. Uzun süre tedaviye başvurmadıkları
içinde kronikleşme olasılığı yüksektir. Bunun sebebi de kişilerin bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunu bilmemelerinden kaynaklanmaktadır.

Bir önceki yazımız olan Anoreksiya Nervoza Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here