Ana sayfa Genel İmpostor Sendromu

İmpostor Sendromu

205

Çoğu kişi zaman zaman kendini başarısız hissedebilir, sahip olduklarını şans eseri edindiğini düşünebilir. Ancak bunun bir uç boyutu var; o da impostor sendromu veya diğer adıyla sahtekarlık sendromu. Bu durumdan muzdarip kişiler için geçmişteki başarıları önem taşımaz, ne kadar başarılı şeyler yapmış da olsalar, yüksek pozisyonlarda da çalışsalar kendilerini başarısız, yetersiz hissederler. Hatta bunu bir ileri boyuta taşırlar ve elde ettikleri her şeyin tesadüfi olduğunu, kendilerinin sahtekar olduğunu, bir gün herkesin onların ne kadar da yetersiz olduğunu anlayacağını ve foyalarının ortaya çıkacağını düşünürler. Bu düşünceler aslında onlara yoğun kaygı veriyor ve toplumdan dışlanma korkusu yaşamalarına sebep oluyor. Bunun sonucunda da kendilerini diğerlerinden izole ediyorlar. Bu da onların depresyona girmelerine neden olabiliyor.

Nedir Bu İmpostor Sendromu?

Aslında tanı kriterlerinde gerçek bir hastalık olarak kabul edilmiyor. Bir sendrom olarak ilk defa 1978’de psikologlar Suzanne Imes ve Pauline Rose Clance tarafından ifade ediliyor. Bu sendroma sahip kişiler genellikle yüksek potansiyeli olan ve başarılı kişiler olmalarına rağmen, her şeyi şans eseri elde ettiklerine inanıyorlar, kendilerinden şüphe ediyorlar ve bir gün gerçek yüzlerinin ortaya çıkması stresi ve korkusu ile mücadele ediyorlar. Tam da bu nedenle kendilerini ön plana atmıyorlar, soruları cevaplamıyor, sunum yapmıyorlar, işten sürekli kovulacaklarını düşünüyorlar. Bu korkular da onları anksiyete ve depresyon gibi ruhsal hastalıklara daha yatkın hale getiriyor. Önlerine çıkan fırsatları tepiyor hatta bazı durumlarda kariyerleri bile son bulabiliyor. Bu sendrom kadınlarda daha sık görülüyor. Bunun nedenleri olarak da bir yandan toplumsal beklentiler, kadınların iş hayatında ötekileştirilmesi varken diğer yandan kadınların bu düşünceleri daha çok içselleştirmesi var. Sendromu tanımlayan Suzanne Imes’e göre bu durumun bir diğer sebebi yetiştirildiğimiz aileler. Aile başarı konusunda çok baskı yapıyorsa, fazla övüyor veya eleştiriyorsa risk daha fazla oluyor. Çocuk özellikle aşırı zeki, her şeyi bilen olduğu gibi bir inanç ile yetiştirildiyse, gerçek yaşamla karşılaştığında durumun aslında böyle olmayabileceği ile yüzleşiyor. Bu sefer de diğer uca savruluyor ve kendini tamamen yetersiz hissetmeye başlıyor. Artık kendinden şüphe duyuyor ve başarılarının kişisel yetenek ya da çaba gibi bireysel etmenlerden ziyade tamamen şans, arkadaşların yardımı, destekleyici yönetici, doğru zamanda doğru yerde olma gibi kendisi dışındaki faktörlerden kaynaklandığına inanmaya başlıyor.

Bir önceki yazımız olan HIV'in İşaret ve Semptomları başlıklı makalemizde aids, enfeksiyon ve HIV hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here