Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.
Hayatımız boyunca bizi üzen, kötü hissettiren pek çok olayla karşılaşmaktayız. Bu olayların kimisi bizi çok etkilemez iken, kimisi de ruhsal travmaya sebebiyet vererek duygularımızı,
düşüncelerimizi ve tercihlerimizi etkileyebilmektedir. Doğal afetler, insan kaynaklı travmalar (savaş, taciz, tecavüz), ani kayıplar veya ölümcül tıbbi durumlar insanlarda ruhsal travmaya yol açabilen durumlardır. Peki, travma sonrası stres bozukluğu nedir ve bu durumu deneyimler insanlar nasıl hissediyor?
● Ruhsal travmatik bir olaya maruz kalan kişide,
● TSSB belirtilerinin olması;
● Yeniden yaşantılama
● Kaçınma ve genel tepki verme düzeyinde azalma / küntleşme
● Artmış uyarılmışlık
● Belirtilerin bir aydan daha uzun sürmesi ve işlevsellikte bozulmaya neden olması halinde TSSB
tanısı konulur.
Yeniden yaşantılama;
• Yeniden yaşantılama travma sonrası stres bozukluğunun pozitif belirtisi olarak
düşünülebilinir. Kısaca bu belirtilerin varlığı prognozun (hastalık gidişatının) olumlu
olduğunu ve ileriye yönelik seyrin iyi olacağına işaret eder. Yeniden yaşantılama adından da
anlaşıldığı üzere olay bittikten sonra olayla ilgili bazı anıların çeşitli şekillerde kişinin
hayatında tekrar tekrar devam etmesidir.
• Olaya dair sıkıntı veren anıların elde olmadan tekrar tekrar anımsanması. Kısaca kişi
herhangi bir şey yaparken, başka bir şeyle uğraşırken düşünce şeklinde bunların akla gelmesidir. Başka bir ifadeyle impulsif düşüncelerin zorla akla gelmesi olarak adlandırılmaktadır. (Çocuklar travma ile ilgili oyunlar oynayabilirler)
• Olayı, sık sık, sıkıntı veren bir biçimde rüyada görme. (Çocuklar, içeriğini tam anlamaksızın
korkunç rüyalar görebilirler)
• Travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranma ya da hissetme. Bu flashbackler bir
düşünce problemi şeklinde değil bir algı problemi şeklindedir. Kişi bir kaç saniye için olduğu yerde kopmakta yani disosiye olmaktadır ve yaşadığı travma anına geri dönerek o
anı yaşamaktadır. Örneğin kaza yaşadıysanız farkında olmadan kafayı geriye atmak gibi. Ya
da deprem yaşadıysanız ‘’sallanıyoruz kaçın’’ diye bağırmak gibi. Ancak kısa bir süre sonra
kişi tekrar bulunduğu ana geri dönmektir. Andan kopmak o ana gitmek ve geri gelmek gibi
tarif edilebilinir.
• Travmatik olayı hatırlatan iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine yoğun bir psikolojik
sıkıntı duymaktadır.
• Travmatik olayı hatırlatan iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine yoğun bir fizyolojik tepki
göstermektedir. Örneğin işkence görürken kusan bir mahkumun kendisine zarar veren
polisin üzerinde sarı bir kıyafet olduğu için cezaevinden çıktıktan sonra sarı olan ne görse
ciddi bulantı ve kusma yaşaması bu duruma örnek gösterilebilinir. Ya da benzer şekilde bir
akut çalışanının yangın sonrası et yiyememesi de bu duruma örnektir.
Kaçınma-küntleşme;
• Yeniden yaşantılamanın tersine bu belirtiler negatif belirtiler olarak bilinmektedir. Kısaca bu
belirtilerin varlığı hastalığın gidişatı (seyri) için olumsuz bir durumdur. Çünkü kişi içine
dönmekte, travmayı konuşmak istememektedir. Örneğin çocuğunu kaybeden bir anne de
çocuğunun resimleri saklama, mezarına gitmeme, çocuğunun arkadaşlarıyla konuşmama
gibi davranışlarla karşılaşmak mümkündür. Kısaca hatırlatan her şeyden kaçmakta, olayı
inkar eden, yok sayan bir hali olmaktadır.
• Kişi travma ile ilgili anıları uyandıran etkinlikler, yerler ya da kişilerden uzak durmaktadır.
• Kişi genel olarak insanlardan uzaklaşmakta ve böylece insanlara yabancılaşmaktadır.
• Travmanın önemli bir yönünü hatırlayamamaktadır.
• Duygulanımda kısıtlılık vardır. (örn. sevme duygusunu yaşayamama)
• Geleceğe dair bir umutsuzluk hakimdir.
• Önemli etkinliklere karşı ilginin ya da bunlara katılımda belirgin azalma
Aşırı Uyarılmışlık;
• uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte zorluk
• tahammülsüzlük ya da öfkesini kontrol edememe
• konsantrasyon bozukluğu
• tetikte olma hali, aşırı irkilme tepkisi gösterme
Süreğenleşmeyi kolaylaştıran etkenler;
● Küntleşme, anhedoni gibi negatif belirtilerinin ön planda olması,
● İnsan elinden çıkan travmalara bağlı olması, (Bir olay insan elinden çıktığı zaman
özellikle de kasıt varsa daha fazla travmatik etki yaratıyor. Bu noktada öznel algı devreye
giriyor. Yani olay bir yakınımızın kalp krizinden ölmesi travmatik etkisi daha az ancak
cinayet yoluyla ölünce daha çok farklı değişken olabiliyor.)
● Olay sırasında verilen tepkinin yoğunluğunun şiddetli olması
● Belirtilerin niteliği ve şiddeti,
● Eşlik eden diğer psikiyatrik ve tıbbi hastalıkların varlığı,
● Öncesinde akut stres bozukluğunun varlığı,
● Olay öncesi ruhsal bozuklukların varlığı,
● Sosyal destek azlığı
● Travmaya bağlı kayıpların olması
● Olay öncesi ve sonrası yaşanan travmatik olayların ve olumsuz diğer yaşam olaylarının
varlığı
Bir önceki yazımız olan Gelişimsel Yetersizliği Bulunan Çocukların Aileleriyle Çalışmak başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.








