Ana sayfa Genel Özgül Fobiler

Özgül Fobiler

468
https://pixabay.com/tr/photos/siluet-hayalet-korku-3777403/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır

Özgül fobi; bazı durumlar ya da nesnelerden duyulan mantıksız, aşırı korku olarak tanımlanmaktadır. Fobi kaynağı uyarana göre adlandırılmaktadır.
a.Hayvan (yılan, kedi, köpek, fare, örümcek, kuş vb.)
b.Doğal Çevre (şimşek, gök gürültüsü, fırtına vb.)
c.Kan-İğne Yaralanma (iğne, kan görme, kopmuş veya yaralanmış vücut bölümleri görme, kan
veren birini görme, kan aldırma, diş çekimi, kulak deldirme, ambulans görme gibi durumlar bu
fobiye sahip kişilerin ciddi derecede sıkıntı yaşamasına sebep olabilmektedir.)
d.Durumsal (uçak, asansör, kapalı alan, tüneller, MR gibi cihazlar)

Peki her korku fobi midir? Fobi mi değil mi bu duruma nasıl karar verilmektedir?
-Anksiyete belirtilerinin şiddeti ve kişinin yaşamını kısıtlaması, yaşamını bozması, aktivitelerini
kısaca işlevselliğini bozması tanı için önemli kriterlerdir. O nedenle bu durumlar dikkate
alınmalıdır.

Yaygınlık
Fobiler toplumda en sık gördüğümüz, ruhsal rahatsızlıklardan bir tanesidir. Çalışmalar 10 kişiden
1’inin fobisinin olduğunu göstermektedir. Genelde bir kişide birden fazla fobi görülmemektedir.
Kısaca genelde bir kişide fobi gruplarından yalnızca biri vardır. En fazla iki tane bile olsa genelde
yine aynı gruptan olmaktadır.

Cinsiyet açısından bakıldığında kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Ancak bu
sonuçtan emin olmak güçtür. Çünkü erkekler fobilerini göstermiyor olabilirler. Başka bir ifadeyle
erkekler kendilerini daha iyi gizliyor ve kaçınıyor olabilirler. O nedenle gizleme ve kaçınma
erkeklerde bu oranı düşürüyor olabilmektedir.

Yaygınlık açısından önemli olan bir faktörde kültürdür. Başka bir ifadeyle bazı kültürlerde bazı
fobiler daha fazla bir şekilde görülmektedir. Örümcek fobisinin İngiltere’de daha sık görülüyor
olması bu duruma örnek olarak gösterilebilinir.

Fobilerin başlangıç yaşı erken çocukluk ve ergenlik dönemine karşılık gelmektedir. İleri yaşlarda
fobi başlangıcı çok nadir görülmektedir.

Kişi bu durum veya nesneyle karşılaştığında, karşılaşma olasılığı olduğunda ya da karşılaşma
beklentisi içinde iken kalp çarpıntısı, terleme, titreme, boğazda düğümlenme, kızarma, mide
bulantısı, göğüste sıkışma, uyuşma, karıncalanma, el ve ayaklarda hissizlik, baş dönmesi ve bayılma
gibi belirtiler yaşayabilmektedirler.

Fobilere en çok eşlik eden tanılar depresyon ve kaygı bozukluklarıdır (agorafobi ve panik
bozukluk).

Fobilerin seyri kroniktir yani başladıktan sonra geçmemektedir. Kronik bir seyri olmasına karşın
özgül fobisi olanların tedavi için başvurma oranları oldukça düşüktür. Altı fobikten yalnızca biri
(%15.8) tedavi için başvurmaktadır. Genellikle insanlar tedaviye depresyon gibi başka sorunlarla
gelmekte ve süreç içerisinde var olan fobisi tesadüfen fark edilmektedir.

Başvurunun düşük olmasının başlıca nedenleri;
1-Fobilerin hastalık değil huy ya da kişilik özelliği olduğunun düşünülmesi
2-Tedavisinin olmadığının sanılması
3-Normalleştirilmesi (‘’Hangimizde yok ki?’’ tarzında yaklaşımlar çok sık görülmektedir. Bu durumda kişinin yaşadığı durumu bir sorun olarak değerlendirmesini engellemektedir.)
4-Sadece o nesneyle ya da durumla karşılaşınca işlevsellik bozulmaktadır. Kişiler kaçındıkları taktirde işlevselliklerini yerine getirebilmektedirler.
5-Kişi fobisinin farkında olmayabilir. Örnek olarak daha önce yüksek bir bina da oturmamış bir kişi yükseklik fobisinin farkında olmayabilir. Ancak böyle bir binaya çıktığında böyle bir fobiye sahip olduğunu anlayabilir. Bazen hastalığın temel özelliği başvurmayı kısıtlamaktadır.
6-Kaçınma davranışı çok yaygın bir şekilde görülmektedir. Örneğin kan ve yaralanma fobisi olanların birçoğu hastanelere gitmek istemezler. Böylece fobilerden kaçınabilir, saklayabilir ve
ortaya çıkmasını engelleyebilirler. Yani, başarılı kaçınma taktikleriyle sorunsuz bir hayat yaratmış olabilirler. Benzer şekilde kedi fobisi olan bir kişi evinde kedi besleyen arkadaşlarına gitmeyebilir ya da kedilerin olduğu için restoranların açık alanlarından çok kapalı alanlarına oturmayı tercih
edebilirler.

Bir önceki yazımız olan Ruhsal Travma başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here