Ana sayfa Genel Ruhsal Travma

Ruhsal Travma

562
https://pixabay.com/tr/illustrations/anksiyete-ruh-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-1535743/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Travma: Kişinin ruhsal ve bedensel bütünlüğünün tehdit edilmesidir. Travmatik yaşantıyı kendimiz yaşamamızda, yaşayan birini görmemizde, hatta bunu bir yerden duymamızda bir travmadır. Örneğin ülkemizde bir deprem yaşandıktan sonra televizyonda her gün şu kadar kişi öldü, bu kadar kişi enkaz altında kaldı gibi haberleri duymamızda aynı şekilde travmatiktir. Kısaca travmayla yüz yüze gelmek kadar o olaya tanıklık etmek, bu tür bir olayın
sevdiğimiz bir kişinin başına geldiğini öğrenmek veya sosyal medyadan konuya ilişkin şeyler izlemek insanlar için travmatik olabilmektedir. Travma anında gösterilen üç önemli tepki vardır.
Bunlar; korku, çaresizlik ya da dehşete düşmedir. Ancak çocuklar bunların yerine dağınık (dezorganize) ya da ajite eylemle tepkilerini dışa vurabilmektedirler.

Çocuklarda Travma
0-2 YAŞ
• Bu yaş aralığında alışılmış düzeni mümkün olduğunca sürdürmeye çalışmak gerekmektedir.
• Temel bakım veren bireylerin sık sık değiştirilmemesi önerilmektedir.
• Bebeğin bulunduğu yeni ortama alışmasını kolaylaştıracak yastık benzeri yumuşak nesneler
yanında bulundurulmalıdır.
• Bebekle konuşurken olabildiğince yumuşak ses tonuyla konuşmak ve yumuşak fiziksel
temaslar kurmak önemlidir.
• Doğal afetlerde ya da tehlikeli zamanlarda aileler bebeği uzak bir yere göndermeye
çalışabiliyor, bu güvenlik gerekçesiyle doğru gibi görünsede, anne-bebek ilişkisi açısından
çok doğru olmayan bir yaklaşımdır. Çünkü bebek annesinden (bakım verenden) uzak
olduğunda ruhsal anlamda çok güvensiz hissetmektedir. O nedenle bakım verene yakın
olmasına izin vermek gerekmektedir.
2-6 YAŞ
• 2-6 yaş arasındaki çocuklar daha fazla soru sorabilir olduğu için artık onun yaşına uygun
yanıtlar vermek, bazen masallar veya oyunlar yoluyla yaşanan travmalardan söz edebilmek
ve her sorusuna geçiştirmeden anlayabileceği cevaplar vermek önemlidir.
• Anne ve babasının yanında yatmak istiyorsa bu süreçte geçici olarak izin verilebilinir.
• Bu süreçte görsel uyaranlar ve sesler çok rahat edici olabileceği için yüksek sesten ve yoğun
görsel uyaranlardan kaçınılmalıdır.
• Ayrılık kaygısı göstermeleri yani olmaları halinde buna anlayışlı davranabilmek önemlidir.

• Özellikle istismar vakalarından sonra çocuklar yaşıtlarından uzak kalma istediğinde
bulunabilirler. Bu durumda bunu saygıyla karşılamak ama bir yandan da bir arada
olmalarını, sosyalliklerini sürdürmeye çalışmaları noktasında teşvik etmek önemlidir.
• Benzer şekilde okul çağı olduğu zaman okula gitmek istememe gibi davranışlar
gözlenebilmektedir. Ancak travma sonrası okula gitmeleri noktasında teşvik etmek ama
onlardan eski başarılarını beklememek gerekmektedir.
• Çocuk ile konuşurken yüz yüze, boyuyla aynı hizada konuşulmalıdır.
• Son olarak sözel olarak güven duygusunu desteklemek önemlidir.

6-9 YAŞ
• 6-9 yaş arası biraz daha bilişsel kavramların oturabildiği, duyguların ifade edilebildiği bir yaştır o yüzden duygularını ifade etmelerine izin vermek önemlidir. Ancak bu noktada ebeveynlerin tutumu da oldukça önemlidir. Bu noktada eğer aile üyeleri kendi duygularını ifade edebiliyorsa çocukta ifade edebilmektedir. Aksi halde çocukta duygularını ifade etmemektedir. Anlaşıldığı üzere bu durumda yalnızca çocuğa ‘’duygularını ifade et’’ demenin pek bir yardımı yoktur. Eğer ailedekiler ifade etmiyorsa çocukta diyor ‘’ hmm demek ki ağlanmaması gerekiyor’’ ya da örnek olarak annesi ağladığında babası ya da diğer aile üyeleri ‘’neden ağlıyorsun?’’ diye bir yaklaşımda olsa çocuk bundan kendince ‘’demek ki ağlamamak gerekiyormuş’’ çıkarımı yapabilecektir. Benzer şekilde evde biri vefat ettiğinde kimse ölen kişi hakkında konuşmuyorsa ya da konuşulduğunda diğer büyüklerin
üzüldüğünü görüyorsa çocukta konuşmamayı tercih ediyor. Bu durumda duygusunu yansıtmamasına neden olmaktadır.
• Sorularına açık ve anlaşılır yanıtlar vermek gereklidir.
• Davranışlar ve sözler ile güven duygunu desteklemek önemlidir.
• Bu yaşta yapılması gereken şeylerden biri ise çocuğa basit görevler ve ufak sorumluluklar vermektir. Bu sorumluluklar çocuğun iyileşme sürecine katkıda bulunmaktadır.
• Oyun alanlarında yaşıtları ile bir araya gelmeleri konusunda teşvik etmek bu yaş aralığında da oldukça önemlidir.
• Okulda ve evde fazla çalışmalarını beklenmemelidir.
• Uyuyabilecekleri sakin bir ortam sağlamak önemlidir.

ERGENLER
• Ergenlerde kontrol duygusunu kazandırmak önemli olduğu için onlara sorumluluk vermek hatta travmayla bağlantılı bazı işlerde sorumluluk vermek bu süreçte önemlidir.
• Aile üyelerine ve arkadaşlarına hislerini paylaşabilmeleri noktasında yardımcı olunmalıdır.
• Diğer dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de okul başarılarının düşebileceğini bilip bu yönde zorlanmamalıdır.
• Ergenler bu dönemde gelecek planlarını yapamayabiliyorlar. Çünkü daha depresif olabiliyorlar ve anlamsızlık duyguları oluşabiliyor. O nedenle gelecek planları yapmak için
düşünmelerine yardım etmek gerekmektedir.
• Anlamsızlık hislerinden kurtulmak için gönüllü/yardım çalışmaları için teşvikte bulunulmalıdır.
• Uygun baş etme yöntemlerini fark etmeleri ve kullanabilir hale getirilmeleri önemlidir.
• Duygularına karşı duyarlı ve davranışlarına karşı hoşgörülü olunmalıdır.
• Sporu günlük yaşamlarının bir parçası yapmak bu süreçte önemlidir.

Bir önceki yazımız olan Psikolojik Yardım Alma Davranışını Engelleyen Faktörler: Sosyal Damgalanma başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here