Ana sayfa Genel Psikolojik Yardım Alma Davranışını Engelleyen Faktörler: Sosyal Damgalanma

Psikolojik Yardım Alma Davranışını Engelleyen Faktörler: Sosyal Damgalanma

813
https://pixabay.com/tr/illustrations/zorbal%C4%B1k-su%C3%A7lamak-vurgulamak-6932049/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Ülkemizde yürütülen çalışmalar, insanların yaşadıkları problemler sebebiyle psikolojik desteğe ihtiyaç duymasına karşın bu kişiler arasında çok sayıda insanın destek alabilmek adına herhangi
bir girişimde bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, insanların yardım alma davranışlarını etkileyen birtakım faktörler olduğunu düşündürtmektedir. Nitekim bu sonuçlar
ışığında psikolojik yardım alma davranışını etkileyen etmenler pek çok araştırmanın konusu olmuş ve çalışmalar sonucunda psikolojik destek alma süreci önünde yer alan en önemli engellerden birinin sosyal damgalanma algısı olduğu tespit edilmiştir.
Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma
Psikolojik yardım alan birey, toplumdaki diğer bireyler tarafından zayıf karakterli, duygularını kontrol edemeyen veya deli benzeri birçok negatif etiketlere maruz kalmaktadır. Bu durum göz
önüne alındığında psikolojik desteğe gereksinim hissettiğini ifade ettiği noktada, toplulukta yer alan kişiler tarafından etiketleneceğini düşünen insanların, psikolojik destek almaya yönelik negatif yaklaşım ve davranışlar sergilemesi şaşırtıcı görünmemektedir. Sonuç olarak toplumsal yargılama kişinin yaklaşımını etkilemeye başladığında, profesyonel yardım alması gecikecek ve bu durumda sorunların daha da ciddi boyuta ulaşmasına yol açacaktır. Etiketlenme endişesini taşıyan bu kişiler psikolojik desteğe başvurmak yerine yakınlarının
sözlerine kulak vermeyi ya da acemi bir şekilde araştırmalar yaparak problemlerine kendilerince çare bulmayı tercih ederler. Ancak bu gidişat hatalı bilgilere ulaşmalarına sebep olacağından
problemin çözülmesi yönünde bir gelişme sağlamayacaktır. Gelişmenin olmaması da bireyde probleminin herhangi bir çözümü olmadığı ve hiçbir insanın kendisine bu konuda destek
olamayacağı fikrine kapılmasına sebep olacaktır.
Damgalanmanın Sonuçları
• Etiketlenen kişiler, görüldüğü üzere yalnızca deneyimledikleri problemin yaratmış olduğu belirtileri değil aynı zamanda toplumun kendisine yönelik olumsuz tutum ve davranışlarıyla
da baş etmek durumunda kalmaktadır. Tüm bu durumlar bu kişilerde sosyal içe çekilmeye, daha kısıtlı yaşam olanaklarına ve yardım alma fikirlerini ertelemelerine yol açmaktadır.
• Bunun yanı sıra kaygı, depresyon, şiddet ve intihar damgalanmanın birey üzerindeki sonuçları arasındadır (Topkaya, 2011). Böylece damgalanma durumu damgalanmış olan bireylerde ek bir rahatsızlığın ortaya çıkmasına da sebep olabilmektedir. Sonuç olarak, damgalanmanın en az hastalığın kendisi kadar tehlikeli olduğundan söz etmek mümkündür.
• Damgalanan bireylerin toplum tarafından ellerinden alınan temel hakları iyi bir işe sahip olmak ve rahat güvenli bir evde yaşayabilmektir. Ancak çalışanlar ise iş yaşamında; terfi almasının engellenmesi, iş sorumluluğunun arttırılması, dışlanma ve psikolojik baskı gibi birçok problem yaşayabilir.
• Bunun yanı sıra damgalanma yalnızca psikolojik rahatsızlığa sahip olan kişiyi değil aynı zamanda o kişinin aile üyelerini ve etkileşim kurduğu diğer insanları da olumsuz yönde
etkileyebilmektedir. Bu kişilerin yakınlarının toplumdan kendilerini soyutlamaları bu sonuçlardan biridir.
Damgalamanın Karşıtı Girişimler
• Damgalanmaya karşı verilen mücadele de en etkili yöntemin temas olduğu kabul edilmektedir. Bu etkileşim psikolojik problemleri olan kişiler ile toplum arasında
gerçekleşmektedir. Bu bağlantı sırasında etiketlenen insanlar, kendi bireysel yaşantılarından faydalanarak hem sorunlara ilişkin var olan mitleri yok etmeyi hemde damgalamayı
azaltmayı hedefler. Araştırmalar, peşin hükümlerin ve ötekileştirmelerin bir kez düzenlenen oturumlarda dahi olumlu yönde etkilendiğini saptamıştır. Bunun yanı sıra, gelişen pozitif
etki süreç içerisinde de etkisini sürdürmektedir (Akt: Topkaya, 2011).
• Almanya ve Fransa benzeri birçok gelişmiş ülkede psikolojik rahatsızlığı olan insanlara özgü kanunlarca da birtakım tedbirler alınmıştır. Bahsi geçen gelişmiş ülkelerde, iş başvurusu esnasında, kişiye herhangi bir psikolojik rahatsızlığının olup olmadığına dair
sorular yöneltmek, tükettiği ilaçların bir listesini talep etmek veyahut işe alım için psikiyatrist gibi uzmanlardan rapor alma şartı koymak kanunlarca suç kabul edilmektedir.
• Konuya ilişkin Türkiye’de de birtakım çalışmalar bulunmaktadır. İlk olarak 1999 yılında şizofreniyle ilgili halk eğitimleri gerçekleştirerek damgalanmayla mücadele noktasında ilk
adımlar atılmıştır. Bu programların temel hedeflerinden biri toplumda yer alan insanların psikolojik rahatsızlıklara ilişkin yaklaşımlarını ve eylemlerini daha iyi duruma getirmektir.
• 2001 yılının mart ayında Şizofreni Günleri programları düzenlenmiştir. Bu programda yürüyüşler gerçekleştirilmiş ve yürüyüş esnasında şizofreniye ilişkin doğru bilgilerin, ön
yargıların yazılı görsel ve sesli medyada gösterilmesi amaçlanmıştır.
• Son olarak Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) aracılığıyla 2003 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirilen Bahar sempozyumlarında damgalama konulu açık oturumlar düzenlenmiştir, bu açık oturumlara ruh sağlığı uzmanlarının yanı sıra, ruhsal hastalığa sahip kişiler ve bu hastaların yakınları da katılım göstermiştir (Akt: Yılmaz, 2020).
KAYNAKLAR
Topkaya, N, (2011), Psikolojik Yardım Alma Niyetinin Sosyal Damgalanma, Tedavi Korkusu,
Beklenen Yarar, Beklenen Risk ve Tutum Faktörleriyle Modellenmesi, Doktora Tezi, Ege
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir.
Yılmaz, F.H, (2020), Bir Rehabilitasyon Hastanesinde Çalışan Hemşirelerin Psikolojik Yardım
Almaya İlişkin Tutumları ile Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Damgalanma Algısı, Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul Okan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Bir önceki yazımız olan Sanrılar başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here