Ana sayfa Genel Kanser Hastası Yakını Olmak

Kanser Hastası Yakını Olmak

118
Photo by Ivan Samkov from Pexels https://www.pexels.com/photo/woman-in-gray-knit-sweater-covering-her-face-with-white-and-black-polka-dot-hijab-6436310/

Herhangi bir maddi karşılık beklentisi olmaksızın hastanın bakımını üstlenen kişi hasta yakını olarak tanımlanır. Hasta yakınları; eşler, aile üyeleri, yakın arkadaşlar olabilirler. Bu görevi gönüllü olarak üstlenirler ve genellikle bakım verme konusunda eğitimli değillerdir.

Kanser hastası yakını olmak pek çok farklı role sahip olmak anlamına gelir; hastanın tedavi sürecinin tümüne hakim olmak, cevapları korkutucu olabilecek tüm soruları sormak, hastayla birlikte tedaviye dair kritik kararların alınmasına yardımcı olmak, ilaçların takibini yapmak, ev işlerini halletmek, maddi destek sağlamak, hastanın çevresindekilere gidişat hakkında bilgi vermek gibi hayati önem taşıyan onlarca sorumluluğu üstlenmek…

Sevilen kişinin yanında olma arzusu büyük bir enerji ve motivasyon sağlasa da, en az kanser hastasının kendisi kadar yakını da bu süreçte tükenmektedir. Tanı evresinde hem hasta hem de yakını pek çok belirsizlik ile savaşır ve durumu kabullenmekte zorlanır. Hasta “Neden ben?” sorusunu sorarken hasta yakınları da “Bu neden bizim başımıza geldi?”, “Neden benim çocuğum?” gibi sorulara cevap arar. Öte yandan bazen hasta ile birlikte bazen de hastanın yerine (hastanın çocuk, çok yaşlı veya başka bir özel durumunun olması halinde) onkolog ve diğer sağlık personeli ile güven ilişkisini sağlayıp iyi iletişim kurulması ile ilgilenir.

Tedavi süreçlerinde hasta yakınları sevdikleri kişinin acısına şahit olmaktan kaynaklanan çaresizlik ve umutsuzluk yaşarlar. Diğer taraftan, aile içinde oluşan rol değişikliklerine uyum sağlamak, hastanın görevlerini üstlenirken kendi sorumluluklarını da yerine getirmeye çalışmak, artan masrafları karşılayabilmek kişiyi yorgun, mutsuz ve gergin yapar. 

Depresyon, kaygı bozuklukları, psikosomatik belirtiler, uyku bozuklukları, öfke kontrol problemi ve konsantrasyon güçlüğü, kanser hastalarının yakınlarında en sık karşılaşılan durumlardır.

Tüm bunlar yaşanırken hasta yakınlarının kendilerine vakit ayırmaları, suçluluk duymadan dinlenmeleri, bir an olsun kendilerini iyi hissetmeleri güçtür.

Peki neler yapılabilir?

Hastaya bakım veren kişinin kendi gereksinimlerini dillendirmesi ayıp değil, tam tersine temel haktır. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü 2011 yılında bakım verenlere yönelik bir bildirge yayınlamıştır. Hasta yakınlarının bu bildirgeyi okumaları, onlar için oldukça yararlı olacaktır.

Bakım Verenlerin Hakları Bildirgesi

  • Kendimi umursamaya hakkım var
  • Diğer insanlardan yardım isteme hakkım var
  • Hastamla ilgili olan kısım dışında kendi yaşamımın diğer bölümlerini de sürdürme hakkım var. Bazı şeyleri sadece kendim için yapma hakkına sahibim.
  • Kızgın olmaya, depresif olmaya, kızgınlığımı, zorlandığımı, duygularımı açıklamaya hakkım var.
  • Hastamın ya da çevremdekilerin bana kendimi suçlu ya da kızgın hissettirme girişimlerini reddetme hakkım var.
  • Hastam için yaptıklarımla ilgili geri bildirim istemeye, affedilmeye, kabullenilmeye, sevilmeye, bağlanmaya, önemsenmeye hakkım var.
  • Yapabildiklerimle gurur duymaya, hastamın ihtiyaçlarını karşılayabildiğimde kendimi alkışlamaya hakkım var.
  • Hastamın benim tam gün yardımıma ihtiyaç duymadığı zamanlarda beni ayakta tutabilecek bir yaşama ve bireyselliğimi korumaya hakkım var.

 

https://www.cancer.gov/resources-for/caregivers

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here