Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.
Serebral palsi, doğum öncesi, doğum sırası ya da doğum sonrası beyindeki bir hasar sonucu ortaya çıkan kalıcı duruş, hareket ve denge kusurudur. Kısaca beyinde çeşitli sebepler sonucunda bir felç gerçekleşmesi denilebilinir. Halk dilinde ‘’spastik’’ adıyla da bilinmektedir.
Nedenleri ?
Doğum Öncesi (%30)
• Anne baba arasındaki kan uyuşmazlığı
• Hamileliğin ilk üç ayında geçirilen enfeksiyon hastalıklar (kızamıkçık ve suçiçeği gibi)
• Annenin kullandığı bazı ilaçlar
• Annenin doğumdan önce geçirdiği kazalar: Çocuğun beyninde gelişim bozukluklarına yol
açabilmektedir.
Doğum Sırasındaki Nedenler (%60)
• Prematüre (erken, düşük tartılı doğum 2 kg altı, 36 hafta öncesi) ya da zor doğum: Her
bebek için gelişim sorunu olacak diye bir şey yoktur ancak bu doğumlar izlenmelidir.
• Bebeğin oksijensiz kalması
• Mor doğum: Kanala sıkışmasıyla ilgili bir durumdur.
• Anneye verilen uyuşturucu maddeler
• Hatalı vakum kullanılması
• Sezaryen
Doğum Sonrası Nedenler (%10)
• Bebeklikteki travmalar: Düşme, kaza, yaralanma, ağıza alınan bir şey sonucu nefes
alamamasına bağlı olarak beyine yeterli oksijenin gitmemesi
• Yüksek ateşli hastalıklar: Bunlara nöbetler eşlik edebilmekte ve bu nöbetler hasar
bırakabilmektedir.
• Zehirlenmeler ve tümörler
• Kazalar: Ciddi kafa travmaları gibi.
Serebral Palsi’de Erken Tanı Nasıl Fark Edilir?
• Bebeğin devamlı laterjik olması (başın ve vücudun sürekli bir yana dönük olması)
• Emme bozukluğu: Kas tonusu-beyin hasarı motor becerileri zedelediği için ağız kasları çok
gelişememektedir. Başka bir ifadeyle bebek gereken güçle emememektedir. Bu durumda
beslenme problemlerine ve anneyle bağlanma problemine yol açabilmektedir.
• Israrlı kusma: Belirgin, beyindeki hareketlenmeyle ilgilidir.
• Etraftan gelen uyarılara cevap vermeme: 5 duyu organını kullanmasıyla alakalıdır. Bütün
yönleriyle gelişime katkı sağlanması önemlidir. Başka bir ifadeyle girdi karşılık bulmalıdır.
İşitme, görme, kas tonusu problemleri yaşadığı için uyaranları gerektiği gibi alamaması
beraberinde gelişim geriliğine de yol açabilmektedir. Bu sebeple gelişim taramalarına bağlı
olarak doğru uyaranları zamanında almaları konusunda annenin rolü önemlidir. Anne
oldukça uyaran vermelidir. Erken tanı bu anlamda oldukça önem arz etmektedir.
• Konvülziyonlar (havale) olması: Uykudayken özellikle göz kırpma hareket ile fark
edilebilmektedir. Beyindeki hasarı daha fazla arttırmaması adına önleyici birtakım ilaçlar
verilebilmektedir. Ayrıca yüksek ışık ve basıncın riski arttırdığı bilgisi göz önüne
alınmalıdır.
• Nistagmus (göz küresinin yatay ve dikey eksende hızlı ve anormal hareketleri): Göz
kontrolünde sorun
• Opsistotonus (baş ve gövdenin geriye doğru kasılması)
• Ağızdan fazla miktarda salya akması: Dil dışarıda olabilir. Bu durumda kastan kaynaklıdır.
Doğal bir sonucu olarak konuşmada gecikme olabilir.
• El göz koordinasyonun olmaması
• Ayına göre motor gelişimindeki gerilikler, çocukta beyin hasarını göstermektedir: Örneğin 4
aylık bir çocuğun gelişimde ne normal ne normal değil bu bilgiler göz önüne alınmalıdır.
TEDAVİ
İlaç Tedavisi: Artık var olan bir hasara yönelik bir ilaçtan söz edilmemektedir. Çünkü maalesef bu
duruma uygun bir ilaç bulunmamaktadır. Ancak bu duruma eşlik eden sorunları (dikkat eksikliği,
psikiyatrik bozukluklar, kaygı, nörolojik bazlı epilepsiye yönelik gibi) tedavi etmek amaçlı ilaçlar
kullanılmaktadır.
Cerrahi Tedavi: Ameliyat. Kas gevşetme ameliyatları gibi. Yine benzer şekilde tedavi değil ancak
yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir uygulama. Benzer şekilde botoksla el gevşetilme sonucu
fizyoterapiye daha çok katılma sağlanabilinmektedir.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Benzer şekilde amaç tedavi değil çünkü bu bir hastalık değildir, amaç var olan potansiyelleri açığa çıkarmak, geliştirmek, düzenlemede yardımcı olmak, maksimum düzeyde bağımsızlık kazandırmak ve erişkin yaşa hazırlamaktır.
Diğer Tedaviler (hepsi var olan potansiyeli ortaya çıkarmak amaçlıdır)
• Nörofizyolojik yaklaşım teknikleri (Boboth, vojta)
• Egzersiz
• Cihazlama
• Hidroterapi
• Klasik fizyoterapi ajanlar (elektroterapi, buz uygulaması)
!! Tedavi programı her çocuğu göre özel olarak düzenlenir. Program hazırlanırken çocuğun istekleri ve motivasyonu göz önünde tutulmaktadır. Eğer çocuğun zihinsel engeli yoksa farkındalığı yüksek olmaktadır. Bu durumda psikiyatrik bozuklukların eşlik etmesine yol açabilmektedir. Depresyon bu noktada eşlik eden en yaygın ruhsal sorundur. Bu noktada farkındalığı yüksek olan bir çocuk özel eğitimde ‘’gelmek istemiyorum buraya’’ diyebiliyor ya da ‘’diğerleri böyle bir yere gelmiyor, ben niye geliyorum?’’ sorusunu uzmanlara sıklıkla yöneltebiliyorlar. Bu noktada niçin gelmesi gerektiğini açıklamak oldukça önemlidir. Aynı zamanda örneğin topa vuramadığı için okulda dışlanma yaşayabiliyorlar. Bu gibi durumlar göz önüne alındığında bu bireylerde psikolojik desteğinde önemli olduğu anlaşılmaktadır.
!! Çocuğun mental (zeka) düzeyi iyileştikçe, motor engeli ile baş edebilme şansı artmaktadır. Bu nedenle eğitim ve fizyoterapi çalışmalarının beraber yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Bir önceki yazımız olan Sosyal Fobi Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.








