Bu içerik, Klinik Psikolog Eylül Günday Sekman tarafından hazırlanmıştır.
Depremin Çocuklar Üzerine Etkisiyle İlgili Saha Araştırması
Travmanın çözülmesi ve bütünleştirilmesinde anılar aracılığıyla Emdr’nin etkili olduğu kanıtlanmıştır. Travmatik anıların bütünleşmesini kolaylaştıran bir yöntem olarak bilinmektedir. Bu metodoloji sekiz aşamada yapılandırılmıştır ve maruz kalırken kişinin travmatik anıya (hedef) odaklanmasını gerektirir.
EMDR’de kişi iki taraflı duyusal uyarana maruz bırakılır böylece adaptif işleme süreci oluşur. Bu çalışmada EMDR’nin etkinliği araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, TSSB’deki remisyon veya azalmayı değerlendirmektir. İlkokul çağında depremden sağ kurtulan çocukların TSSB belirtileri incelenmiştir. Sağlık kamu
kurumları (ASL) ve EMDR üyeleri gönüllü olarak İtalya’ya deprem bölgesine giderek EMDR’ı kullanmışlardır. Deprem yerinde kapsamlı ve acil durum psikolojisi programı uygulanmıştır. Kişilerden, TSSB için tüm DSM IV kriterlerini karşıladığı (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994, 2000) ve EMDR’nin bu tanı kriteri üzerinde çok etkili olduğu kanıtlanmıştır Bu yüzden tercih edilen tedavi haline gelmiştir. Klinisyenler olarak biliyoruz ki, tedavi olmazsa kişi olayı yaşayan insanlar gibi hayatta kalan çocuklar veya
kurtarıcılar, beyinleri tarafından sadece hatırlamaya değil, aynı zamanda sürekli yeniden yaşantılayacaklar. Bu yüzden travma sonrası tedavi olarak EMDR önerilmiştir. Orta İtalya’nın bir bölgesi olan Molise’de meydana gelen depremin etkilerine bakılmıştır. Molise’deki Giuliano İlkokulundaki çocuklar seçilmiştir.
Travmatik olay yaşayan çocukların 22’si aniden çöken okullarının enkazı altına gömülen ve ölen sınıf arkadaşlarının cesetleriyle saatlerce temas halinde olmuşlardır, ve bir yıl boyunca toplamda ortalama 6, 5 seans olmak üzere üç kez EMDR tedavisi görmüşlerdir. Travmatik olaylar çocukların gelişim çağlarını
takip eden etkili bir tedavi olmaksızın kişilikleri etrafında gelişebilir ve ona uyum sağlamada psikolojik bozukluklar geliştirme riskini arttırabilir. Tek veya kronik travmanın psikolojik olarak ciddi bir etkisi olabilir. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen olayın etkili olduğu gözlemlenmektedir. Morgan ve ark. (2003), bir felaketten yıllar sonra, hayatta kalanların yaklaşık yüzde 29’unda
hala TSSB’e görüldüğünü aktarmıştır. Bu nedenle, felaketin sonrasına müdahale etmek, psikolojik destek sağlamak ve uygun önlemleri almak tedavi için gereklidir. Kullanılan metodolojiler arasında tüm nüfusa verilecek eğitim, aktif dinleme, etkisiz hale getirme, çözümleme ve EMDR başlıcalarındandır. İtalya
depremi sırasında okul enkazındaki toplamda 32 çocuk hayatta kalmıştır ve 27 çocuk ölmüştür. Hayatta kalan çocukların 29’u EMDR ile tedavi edilmiştir. Bunların, üçü okulu bırakmış ve dördü tam tedavi programına katılmamıştır. Bu nedenle, bu çalışmanın veri analizi ve sonuçları kalan 22 tam programa katılan
çocuklar arasında gerçekleşmiştir. Tedavi edilen çocukların yaş aralığı 7 ila 11 yılları arasındadır. Kullanılcak prosedür olarak EMDR üzerinde anlaşmaya varılmış ve desteklenmiştir. İtalyan Ulusal Sağlık Servisi, yetkililer ve okul personeli çocukların ebeveynlerini de çalışmaya dahil etmiştir. Okuldaki kişiler
tedavi sırasında işbirlikçi ve destekleyici olmuşlardır. Aynı zamanda bu kişilere de psikolojik destek verilmiştir aktif dinleme, grup bilgilendirmeleri gibi çocukların tepkileri hakkında grup toplantıları, günlük olarak derslerin nasıl yönetileceğine dair bilgi oturumları yapılmıştır. Ek olarak EMDR tedavisi hakkında bilgi verilmiştir. Velilerle eğitici toplantılar yapılmıştır. Stres tepkilerini ele alan müdahale programının önemli bir parçası da travma geçirmiş kişilerin nasıl yönetileceği konusunda çocuklara daha etkili olunması için destek verilmesidir. Onların tepkilerini azaltmaya ve normalleştirmeye yönelik destekler
sağlamışlardır. Ebeveynlere verilen destek ve bilgiler, çocuklarına güven vermeleri ve yardım etmelerini sağlamak içindir. Semptomlarla ilgili bir anket uygulanmış ve EMDR hakkında çocuklara bilgi verilmiştir. Çocukların travma sonrası stres tepkilerine odaklanan anketler uygulanmıştır. Çocukların koşullarını belirlemelerine yardımcı olan tüm süreç boyunca işbirlikleriyle gelişme sağlanmıştır. Ebeveynlerin, işleme deneyimini anlamalarına destek olmak ve yardımcı
olmak için çocuklarının EMDR seanslarına katılmalarına izin verilmiştir. Bu, her tedavi döngüsünden sonra klinisyenler tarafından paylaşılan ve tartışılan tedavi sonrası desteği kolaylaştırmıştır. Ebeveynlerin katılımı ve işbirliği o kadar güçlü olmuştur ki, onları diğer çocukları ve kendileri için destek istemeye yöneltmiştir. Üç tedavi döngüsü gerçekleşmiştir bir ay, üç ay ve bir yıl sonra toplamda ortalama 6,5 EMDR seansı sağlanmıştır. 31 Ekim 2002’de ilk EMDR tedavi döngüsü uygulanmıştır. Aralık ayının haftası, Şubat ayının ikinci ve üçüncü haftası, Kasım ayında sonuncusu uygulanmıştır (2003 yılında). Shapiro (2001) ve Greenwald tarafından sunulan standart protokole göre (1998) EMDR tedavisi için hedefler şunlardır: Olayın en rahatsız edici yanı, kaygı uyandıran mevcut tetikleyiciler ve öngörü üreten gelecekteki durumlar ve endişedir. EMDR tedavi protokolünün sekiz aşamasının tamamı dikkatle takip edilmiştir: öykü alma, hazırlık (bir masajla gevşeme). ‘güvenli yer’ alıştırması, açıklama ve yöntemin tanımı, hedef tanımlama) ve değerlendirme şeklinde bu kısımlar EMDR işlemleme oturumlarından önce yapılmış ve ardından duyarsızlaştırma, vücut taraması, kapatma ve yeniden değerlendirme olarak uygulanmıştır. Çocuklar için bireysel seanslar 30 dakika şeklinde ve her çocuğun gelişim düzeyi ve tepkisine bağlı olarak 90 dakikaya kadar uzatılmıştır. Anket bir hafta uygulanmıştır ve her
EMDR tedavi döngüsünden önce ve bir hafta sonra uygulanmaya devam edilmiştir. Ele alınan bazı ortak anılar birçok çocuk ve ilk hedef olarak kullanılan anıların başlıcaları; moloz altında bulunduğumda damarlarım açılıyor, kanamadan ölme riskiyle karşı karşıyayım; etrafta ölü dört çocuğun görüntüsü ve ben,
karanlık annemin bana olan öfkesi, geç kalmak; öğleden sonraları yalnızım çünkü arkadaşlarım öldü; duvarların düştüğü an ve kat taşındı; ailem bana arkadaşım olduğunu söylediğinde onlar ölmüştü; yüzümde asılı duran kanayan bir el şeklindedir. Teşhis ve değerlendirme bağımsız değerlendiriciler tarafından yapılmıştır.
Klinik müdahaleyi yürütenler tarafından yapılmamıştır. Ulusal Bilimler Enstitüsü tarafından hazırlanan doğrudan uygulanan bir anketin sonuçları semptomları incelemek için çocuklarda TSSB kümelerini incelemişlerdir. Anket, tipik TSSB semptomlarının bir listesinden oluşmaktadır. Müdahalecilikle ilgili maddeleri
içermektedir, her küme için semptom sayısını belirlemek kaçınma ve aşırı uyarılma ve bir DSM-IV TR TSSB teşhisi konmaktadır. TSSB tedavisi ancak şu durumlarda gerçekleşebilir: bozukluk tanınır ve problemler, ancak çocuklara sorulursa düzelir, çocukların deneyimleri ve mevcut tepkileri açık ve gerçekçi bir
şekilde tarif etmeleri önem arz etmektedir. Terapistler ayrıca olayın rahatsız edici kısmını sorduklarında oluşturduklarıdır. Sonuçlar incelendiğinde beş ölçüm için kaydedilen veriler önemli bir noktaya işaret etmektedir. Genel TSSB semptomatolojisinde tedavi süresi boyunca azalma gözlemlenmiştir. Bu sonuçların
anlamı pratikte terimler dikkate alınarak açıklanabilir DSM-IV’ü karşılayan örneklem oranı EMDR öncesi ve sonrası TSSB kriterleri akut dönemde benzer bir seviyede kalmıştır. Travmayı takip eden dönem, ocak ayında erken aşamalarda herhangi bir azalma görülmemiştir. 2003 yılından sonra sayılar azalmıştır ve
yüzde 61’lik bir başlangıç rakamından istikrarlı bir şekilde yüzde 9’luk nihai bir rakama düşme gözlemlenmiştir. Tedavi süresince TSSB’nin tüm ölçümlerinde önemli düşüş meydana gelmiştir. Bu sonuçlar ilkokullar için terapötik bir müdahale olarak EMDR’nin etkililiğine yorumlanmaktadır. TSSB’nin kronik
bozukluklarda genellikle kalıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Çocuklar ve ebeveynler bu felakete maruz kalan toplum, tüm travma sonrası tepkileri, yas süreçleri, ev kaybı, suçluluk duygusu ve çatışmaların tümü toplumda doğmaktadır. Bilinçli yetişkinlerin kaygıları çocuklar tarafından algılanır ve emilir bu da psikolojik
sorun haline gelebilir. Birçok çocuk en çok ebeveynlerinin davranışlarından ve duygu gösteriminden etkilendiği eklemiştir. EMDR tedavisi TSSB sorunlarının çözülmesini sağlar. Ayrıca çocukların kendi durumları hakkında konuşmalarında bireysel deneyimler, en rahatsız edici olanlar, deprem sonrası ve deprem
nedeniyle sorunlu hale gelen durumları konuştukları aktarılmıştır. Böylesine dramatik bir deneyimden sonra güvenli bir ortamda bu konuyu konuşabilmek çok önemlidir. Bu ortam terapistin varlığı tarafından sağlanır ve irrasyonel fikirleri, görüntüleri, fiziksel duyumları ve duyguları kelimelerle çocuklar ifade eder. Bu
da EMDR’nin işlevselliğini afetlerden sonra olumlu yönde etkilediğinin göstergesidir.
https://www.coe.int/t/dg4/majorhazards/ressources/virtuallibrary/materials/italy/ECP%20fernandez.pdf
Bir önceki yazımız olan Pozitif Psikoloji Nedir ? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.








