Ana sayfa Genel Şizofrenide Mitler ve Gerçekler

Şizofrenide Mitler ve Gerçekler

159
https://www.pexels.com/photo/fashion-man-people-woman-6764112/

İnsanlar genellikle şizofreni hakkında olumsuz şeylere inanmaktadır, ancak bu söylentilerin çoğu efsanedir. Şizofreni ile ilgili mitler, bozukluğun algılanması ve anlaşılmasının yanı sıra, erken müdahale ve tedavisini olumsuz etkileyebilecek sonuçlar oluşturabilmektedir. Şizofreni ile ilgili yaygın efsaneler şunlardır;

Şizofreni tedavisinde psikoterapinin yeri yoktur. 

Düşüncenin yapısı ve içeriğindeki bozuklukların psikolojik kaynaklı olduğu bilinmesine rağmen tedavide bilişsel davranışçı yaklaşımlar yeterince kullanılmamıştır. Oysaki ruh kanseri olarak tanımlanan OKB (obsesif kompulsif bozukluk) ve kişilik bozukluklarının tedavisinde başarıyla kullanılabilen bir yaklaşım olan BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi), şizofreniyi unutulmuş – ihmal edilmiş çocuk olarak benimsemiştir. Coursey ise şizofrenide psikoterapinin yerini şu şekilde tanımlamıştır: Psikoterapi şizofreni tedavisinde ilaçlara bir seçenek değil, onun tamamlayıcısıdır.

Bir kez şizofren olmak hep şizofren olmak anlamına gelmektedir. 

Hastalık modeline göre şizofreni tıpkı alkol bağımlılığı gibi kronik, progresif ve geri dönüşümü olmayan bir bozukluk olarak benimsenmiştir. Bu tanımdan yola çıkarak kişiler şizofreninin geri dönüşü olmayan bir hastalık olduğuna inanmakta, klinisyenleri de karamsarlığa itmektedir.  Ancak günümüzde hastalığın semptomları, sosyal ve aile ilişkilerinde iyileşme, topluma entegre olma ve yaşam kalitesinde iyileşme gibi ölçütler temel alındığında, tedavi sonuçları şaşırtıcı düzeyde iyi olmakla birlikte hastaların yarısından fazlasından “önemli düzeyde” veya “tam” bir iyileşme görülmüştür.

Şizofreni hastaları normal yaşam süremezler.

Semptomlar bazen şiddetli olabilir ancak tedavi ile hastalar normal bir hayat yaşayabilmektedir. Tedavi, genellikle belirtileri kontrol altında tutmak için eğitim ve ilaç takviyesini içermektedir. Tedaviye katılım ve uyuma bağlı olarak hasta, sağlıklı bir birey kadar normal hayat ile nasıl baş edebileceğini ve hayata nasıl uyum sağlayabileceğini öğrenebilir. Bunlara ek olarak yapılan araştırmalar hastalık semptomları ile hastanın işlevselliği arasında güçlü bir bağ bulamamıştır. Hatta bazı hastalar için çalışma ve herhangi bir işle meşgul olma, semptomları azaltan bir tedavi stratejisi olarak ele alınmıştır.  

Şizofreni hastaları deli ve tehlikelidir.

Şizofreni, insanların tuhaf görünmesine veya kendileri gibi davranmamasına neden olan bir zihinsel bozukluktur. Bu nedenle insanların zihinlerini kaybetmelerine ve tehlikeli olmalarına yol açtığı inancına sebep olur. Durum aslında hiç böyle değildir. Nadir durumlarda, tedavi edilmeyen hastalar gerçeklikle temaslarını kaybedebilir. Ancak bu hepsi için geçerli değildir.  

Şizofreni ‘’psikotik’’ olduğun anlamına gelir.

Şizofreni hastası bir kişi psikotik değildir. Psikoz, bir insanın gerçeklikle temasını kaybettiği bir durum olmasıyla birlikte bir şizofreni belirtisidir, ancak her durumda mevcut olmamaktadır. Şizofreni hastaları psikotik atak geçirebilirler, ancak ardından yapılan müdahale ile durumları yeniden dengelenir. 

Şizofren hastalar yaşam boyunca ilaç kullanmak zorundadırlar. 

Yapılan uzun dönem izleme çalışmaları, hastaların önemli bir kısmının ilaç tedavisini bıraktıkları halde işlevselliklerinin yerinde olduğunu tespit etmiştir. Ancak ilaç tedavisinde uyumu bozan davranışların ve hekim dışında kendiliğinden ilaç kullanımının kesilmesi gibi faktörlerin nüks açısından önemli bir tetikleyici olduğunu unutmamak gerekir.

Aileler hastalığın nedenidir

Şizofreni, güçlü bir genetik bileşene sahiptir. Bu durum sadece, şizofreni için genetik yatkınlığı olan kişilerin daha yüksek risk altında olduğu anlamına gelir.

Bununla birlikte aşağıdaki faktörler şizofreni gelişimine neden olabilmektedir:

  • Geçmişte yaşanılan bir travma ya da kötüye kullanım öyküsü bulunması
  • Travmatik bir doğum şizofreni ile sonuçlanan komplikasyonlara neden olabilir.  
  • Çevresel etkiler: Kaotik bir ortamda büyüyenler, duygusal ve davranışsal sorunlar yaşayan çocuklar yüksek risk altındadır.  
  • Madde bağımlılığı sorunu olan ebeveynlere sahip olan ya da aile içi şiddet öyküsü olan çocuklar yüksek risk altındadır.

 

 

Kaynakça 

  • Sungur MZ, Yalnız Ö (1999). Şizofreni tedavisinde kognitif davranışçı yaklaşımlar. Klinik Psikiyatri Dergisi 
  • Coursey RD (1989) Psychotherapy with persons suffering from schizophrenia. Schizophr Bull, 15.

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here