Ana sayfa Genel Yas Sürecinde Profesyonel Yardım

Yas Sürecinde Profesyonel Yardım

134
https://pixabay.com/tr/photos/endi%C5%9Feli-k%C4%B1z-kad%C4%B1n-beklemek-oturma-413690/

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Yas, “bizim için çok fazla önemi olan birisini sonsuza dek kaybettiğimizde hissettiğimiz üzüntüden doğan duygular” olarak tanımlanabilir (Yıldız, 2004). Yas insanın kayıplar karşısında
gösterdiği doğal, evrensel ve normal bir tepkidir. Ölüm insanın yaşadığı en somut kayıptır.
YAS TUTAN KİŞİ NEDEN YARDIM İSTEMEZ?
• Kişi yaşadığı durumu olağan karşılamakta olabilirler.
• Bir hastalık gibi algılanacağından dolayı yaşadığı belirtilerle ilgili yardım almak istemeyebiliyorlar.
• Vefat eden kişiye haksızlık edeceğini düşündüğü için yardım alıp yasından vazgeçmek istemiyor olabilirler.
• Alacağı desteğin kendisine yarar sağlamayacağını düşünebiliyorlar. Yapılacak hiçbir müdahalenin öleni geri getirmeyeceğini bildikleri için gereksiz bir yardım olarak
algılayabiliyorlar.
• Kendilerine olan güvenlerini yitirmiş olabiliyorlar.
• Yoğun anksiyete yaşıyor olmalarına bağlı olarak destek alamayabiliyorlar.
• Yardım alamayacak kadar depresif, içine kapanık olabiliyorlar.
• Bu süreçte maddi durumları zayıfladığı için psikolojik yardım alamıyor olabilirler.
• Baş etme mekanizmalarının yardım talep ettiklerinde zayıflayacağını düşünebilirler.
Profesyonel yardımın temel amacı; yas tutan kişinin, yasını paylaşmak, yas sürecini daha sağlıklı,
normal yas denilen süreç içerisinde tamamlamasına destek olmak, vefat eden kişiyle bağını farklı
hale getirip, yeni yaşamına onsuz olarak devam etmesine yardımcı olmaktadır.
PROFESYONEL YARDIMIN ANA HATLARI
Ölüm ve yas süreci ile ilgili bilgilendirmek: Yasın evrelerinde yaşanan bazı şeyler kişilere çok anormal gözükebilmektedir. Çok inançlı bir kişinin ‘’O çocuktu masumdu bunca kötü insan varken neden o?’’ gibi kendini isyan ederken bulabilmektedir. Bu noktada kişiler yas süreci ile ilgili uzmanlar tarafından bilgilendirildiğinde rahatlamaktadırlar. Süreci öğrendikleri noktada ‘’Bu konuda böyle düşünen ve öfkelen tek kişi ben değilmişim, demek ki ölümden sonra insanlar böylesi öfkelere kapılabiliyormuş.’’, ’’Bir süre en azından inkâr etmek normalmiş’’, ’Bir süre o insan evde
varmış gibi, uzak bir yoldan geliyormuş gibi davranmak normalmiş’’ şeklinde kendi yaşadıkları şeylerin böylesi bir durumda yaşanan normal tepkiler olduklarını anlayıp rahatlayabilmektedirler.

Duygu ve düşüncelerin normalizasyonu: Ölümden sonraki hissettiği duyguları ya da o kaybın kendisinde yarattığı boşlukla ilgili duygu ve düşünceleri paylaşıp bütün bunların yas sürecinde
hissedilebilen normal duygu ve düşünceler olduğu ve anlaşılabileceği söylenmektedir. Örneğin ölen kişiyle çatışmalı bir ilişkisi var ise o çatışmadan kaynaklı pişmanlık ve o çatışmayı çözememenin verdiği içinde kalma duyguları görülebilmektedir.
Kişileri duygularını ifade edebilmeleri konusunda teşvik etme: Kimi insanlar başkaları üzülür diye üzülmeme ve insanları bu süreçte toparlamaya çalışma gibi görevler üstlenir. Bu görevler bazen evdeki çocuklara bile düşebilmektedir. ‘’Annem vefat eden babam için ne zaman ağlamaya başlasam ya da ne zaman babamdan bahsetmeye çalışsam daha çok ağlamaya başlıyor o zaman ben ağlamamalıyım’’ cümlesi bu görevlere örnektir. O nedenle bu kişilerin duygularını anlatmaya o kişiden bahsetmeye çok fazla ihtiyaçları olabilmektedir. Bu o kişiyle yaşanan olumsuz duygulardan bahsetmeyi de içermektedir.
İLK GÖRÜŞME
İlk görüşmede sıcak, ilgili, kabul edici bir yaklaşımın olması, danışanın anlaşıldığını ve kabul gördüğünü hissetmesi açısından önemlidir. Kaybın duygusal etkileri ile başa çıkmadan önce kişinin bunu kabullenmesi gereklidir. Bunun için de en iyi yol kayıp hakkında konuşmaktır. İlk görüşmeyi yapılırken mümkün olduğu kadar kişinin kendi çağrışımlarına, anlatmak istediği kadarını dinlemeye izin verilmektedir. Ancak bunları dinlerken duyguların yaşanmadan yas sürecinin bitmeyeceği bir şekilde danışana aktarılmalıdır. Çünkü kimi insanlar ‘’uyuyup uyansam üç ay geçmiş olsa ve bitse artık, içimden bu acı çıksa’’
demektedir ancak böyle bir durum söz konusu değildir. Bunun unutulmayacağını ama şiddetinin farklılaşacağını ( acısı anlamında ) söylemekte yarar vardır. Bunun yanı sıra gerçekçi ve geçmiş zaman dili kullanmak önemlidir. Çünkü insanlar ‘’ şöyle yapar,
böyle yapar’’ gibi ölen kişiden geniş zamanlı söz edebiliyorlar. ‘’ Yapardı, ederdi ‘’ gibi özellikle ilk seansta bu tür düzeltmeler yapılmaktadır. Ancak ciddi boyutta bir kötü olma halinde bu durum gözden geçirilebilmektedir. Yönlendirici sorular yerine açık uçlu sorular sorulmalıdır. İlk görüşmede derin yorumlar ve yüzleştirme yapılmamaya özen gösterilmelidir.

GÖRÜŞME KONULARI
Yas tutan kişi acı hissedeceğini ve acının uzun bir süre devam edebileceğini kabullenmeli.
Cenaze töreni ölümün en somut yaşandığı noktadır o nedenle mümkünse cenaze v.b törenlere katılmalı.
İşten ayrılmak, başka bir şehre gitmek gibi ani yaşam değişikliği yapmaktan kaçınılmalı. Hislerindeki ani değişikliklere hazır olmalı.
Üzüntüsünü, kayıp duygusunu ifade edebilmeli, ağlayabilmeli.
Suçluluk hislerini dile getirmeli, öfkesini tanımalı ve kabullenebilmeli. Hislerini başka insanlarla paylaşmalı.
Başkalarından destek isteyebilmeli. Söylediği/ söylemediği veya yaptığı/yapmadığı şeyler için kendisini affetmeli
Kişisel sağlığına özen göstermeli. Alkol ve ‘’sakinleştirici’’ ilaçlar kişinin yasını yaşamasına engel olan şeylerdir. O nedenle bunlardan kaçınılmalıdır. Kayıp sonrası ölenle farklı tarzda bir ilişki kurmalı.Yaşamına yeni etkileşimler katmalı.
Gerçekçi problemlerle yüzleşebilmeli ve farklı çözümler düşünmeli.
KAYNAKÇA
Yıldız, A. (2004). Çocuk, ölüm ve kayıp. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,
7(12), 125-144.

Bir önceki yazımız olan Yaş Gruplarına Göre Çocuk ve Ölüm Kavramı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here