Ana sayfa Genel Yaş Gruplarına Göre Çocuk ve Ölüm Kavramı

Yaş Gruplarına Göre Çocuk ve Ölüm Kavramı

545
https://pixabay.com/tr/photos/mezarl%C4%B1k-ulusal-mezarl%C4%B1k-gettysburg-2093999/ (

Bu içerik, Klinik Psikolog Pelin Bingöl tarafından hazırlanmıştır.

Ölüm yaşamda karşılaşılan kaçınılmaz bir durumdur. Sevdiği kişileri kaybetmek çocuklar için yaralayıcı olabilmektedir. Ayrıca çocukların ölüm kavramını algılayabilmeleri yaşlarına ve gelişim
düzeylerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir (Tahta ve ark., 2016).

0-2 YAŞ
Çocukların yası en az hissettiği yaş aralığı olarak bilinmektedir. İlk zamanlarda, anne vefat ederse bebek anlayamaz sadece hissedebilir. Bebek annenin ölümü veya uzun süreli yokluğu arasındaki ayrımı bu süreçte fark edemez. Bu dönemde onlar için sabit bir kişinin varlığı yeterli olabilmektedir.Kısaca annesini ve/veya babasını bu yaş aralığında kaybeden çocuklar onun yerine sabit bir bakım veren olduğu zaman bu eksiklik ruhsal yaşamında 2 yaşından sonrasında olduğu kadar büyük açıklıklara sebep olmamaktadır. Ancak yeme ve tuvalet alışkanlarında geriye gitme gibi birtakım olumsuzluklar görülebilmektedir.

3-6 YAŞ
Çocuk bu yaş grubunda sevdiği birisi vefat etti ise toprak altında yalnız başına sıkılıp sıkılmadığına, hareket etmeden nasıl yattığına, ne yiyip içtiğine, nasıl nefes aldığına ilişkin sorular yöneltebilir. Bu sorulardan da anlaşıldığı üzere bu yaş grubunda ölüm geçici ya da kademeli, geri dönülebilir ve son
olmayan bir durum olarak görülmektedir. Bunun yanı sıra bu yaşlarda çocuk ebeveynlerinin de ölüp ölmeyeceğinden korkabilir ve bu sebeple ‘’siz de ölecek misiniz?’’ gibi sorular yöneltebilir. Ayrıca ölümü daha önce ebeveynler uyku olarak tarif etmişler ise çocukta uyku düzeninde bozulma, uykuya dalmakta korku yaşama ve yalnız yatmak istememe gibi problemler gözlenebilir.

6-9 YAŞ
Bu dönemde okunan masallar, izlenen çizgi filmlerin etkisiyle ölüm kötü insanlar içindir, ölüm kötülere bir cezadır algısı oluşmaktadır. Çocuk yaşlı ve hasta kişilerin kısa zaman içinde vefat edeceğini düşünür, ancak ölümden uykudan uyanır gibi birden dönmek muhtemeldir. Çocuğun bu dönemdeki korkusu ölümden ziyade yalnız kalma korkusudur. Anne ve babaların “benim sözümü dinlemez, yaramazlık yaparsan ölürüm babasız-annesiz kalırsın” gibi söylemleri bu korkuyu pekiştirecek, sevdiklerinin ölümü karşısında kendini suçlayacak, kendine verilmiş bir ceza olarak algılayacaktır. “Ben yaramazlık yaptım, babam vefat etti, şimdi cennette uslu çocuklarla oyun
oynuyor” gibi bir algıyı çocuğun zihnine yerleştirecek tarzdaki tutumlar ciddi yanlış olup, psikolojik sorunlara eğilimli yetişkinlerin temelini atılmış olacaktır (Tekin, 2016). Yedi yaşlarında ölümün kaçınılmaz ve her insanın başına gelebilecek bir durum olduğunu kavramaya başlar.
Okulda odaklanmada zorluk yaşanması, okula gitmeyi reddetme gibi davranışlar bu yaş aralığındaki yas tepkilerine örnektir. Bunun yanı sıra büyüsel düşüncelerinin bazılarının hakim olmasından
kaynaklı olarak ölümü bir melek ya da bir hayalet gibi düşünebilir ve vefat eden kişinin davranışlarını taklit edebilmektedir.

9-12 YAŞ
9-12 yaşlarından itibaren ölüm gerçekliğini kavrayacak bilişsel yetenekler kazanılır, ölümün
yaşamın geri dönülmez bir sonu olduğu algılanır. Yakın çevreden bir tanıdığının ölümüne şahit
olmak ya da uzun yıllar böyle bir olayı deneyimlememek gibi durumlar ölüm gerçekliği kavramının
kazanılmasını daha erken ya da daha ileri yaşlara atabilmektedir.
Bu süreçte ölümün nasıl ve neden olduğuna ilişkin sorular yöneltebilir ve kendisi ve diğerlerinin
vefat edeceğine yönelik kaygılar yaşayabilmektedir.
Suçluluk, kaygı, öfke, utanç ve üzüntü yansıtılan duygusal tepkiler arasındadır. Sıklıkla erkek
çocukları saldırganlık ve yıkıcı eylemler ile yas tepkileri gösterir. Kız çocuklarında ise bağlanma
eyleminde ve yapışma davranışında artma biçimindedir.

Ergenlik Dönemi
Ergenlik dönemi anne/baba kaybı için çok ciddi bir dönemdir. Bu yaşta anne, baba veya
arkadaşlarının kaybedilmesi ergenler için çok travmatik sonuçlara yol açabilmektedir. Gerek anne/
baba kaybı gerek arkadaş kaybı bazen de çok değer verdikleri (anane ve dede) gibi aile büyüklerinin
kayıpları çok şiddetli algılanıp intihar nedenleri arasında bile yer alabilmektedir. Bu kaybı gelecek
kayıpların devamı gibi algıladıklarından bundan sonra yakınlarını kaybetme korkusu
başlayabilmektedir. Hatta bu noktada bazı ergenler ölüm korkusunu engellemek için yaşam
şekillerinde değişiklik yaparlar.
Bu dönemdeki kayıplar kimlik gelişimi bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca ergenlik yaşamın
anlamını sorgulamaya çalıştıkları yaşlar olduğundan bu yaşta ölüme felsefi bir bakış açısıyla
yaklaşabilirler.
Yakın çevresinde bir ölüm olayı yaşandığında suçluluk, kızgınlık veya sorumluluk duyabilirler.
Yetişkinlerin bu konudaki fikirlerine ihtiyaç duyarlar, bu noktada birilerinin onları dinlemesi
oldukça önemlidir.

KAYNAKÇA
Tahta, F., Tahta, K., & Dernek, S. (2015). Çocukların yakınlarının ölüm kavramlarını algılama
üzerine kurdukları sistemler ve oyunlar. Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal.
Tekin, E. (2016). Çocuklarda Ölüm Kavramı ve Yas.

Bir önceki yazımız olan Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here