Ana sayfa Genel Coğrafi Yakınlığın Aşka Etkisi

Coğrafi Yakınlığın Aşka Etkisi

172
https://pixabay.com/tr/photos/%C3%A7ift-afrika-mutlu-adam-kad%C4%B1n-1030744/

Aşk ilişkileri günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte yüz yüze tanışmayı azaltan ve gereksiz kılan bir hale gelmiştir. İnternet aşkları giderek yaygınlaşmaktadır, ancak bu ilişkilerin birçoğu da yüz yüze ilk buluşmanın ardından ya canlanmakta ya da tamamen sönüp gitmektedir. 

Coğrafi Yakınlığın Çekim Üzerindeki Etkisi

Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; çiftlerin ikamet adresleri arasındaki mesafe çoğaldıkça ilişkinin evliliğe dönüşme olasılığı azalmaktadır.

Birçok araştırma yakın kişisel bağların oluşmasını sağlayan şeyin uyumdan ziyade fiziksel mesafenin azlığı olduğunu ortaya koymuştur. Peki neden? Sebebi tembelliğimiz midir? Araştırmacı Robert Zajonc’a göre; “sürekli temas” fiziksel yakınlığın olumlu etkisini arttıran şeydir. Bu da şu anlama gelmektedir: temas kısa olsa ve doğrudan iletişim içermese bile, bir kişinin yüzünü ne kadar sık görürsek, o kişiye beslediğimiz olumlu hisler o kadar artar. Bu sürekli temasın olumlu etkisinin kökeni doğamızda saklıdır. Bilinmedik, yabancı şeyler karşısında kendimizi rahatsız hissederiz, onlardan kaçınmamız gerektiğini düşünürüz. Çocukken bize öğretilen yabancılarla konuşmamaktır. Halbuki o “yabancıyı” her gün süpermarkette, otobüste görürsek muhtemelen daha olumlu tepki geliştiririz. Sürekli temas bize karşımızdakinin zararsız olduğunu öğretir. Aynı sebeplerden bize tanıdıkmış gibi gelen yabancılara da olumlu yaklaşma eğiliminde oluruz.

Araştırmalar, sürekli maruz kaldığımız uyaranlara aşina olduğumuzu ve bunun kendimizi algılayışımız üzerinde dahi etkisi olduğunu göstermiştir. Kadınlar ve yakın arkadaşlarının dahil edildiği bir araştırmada, katılımcıların bir adet karşıdan bir adet de aynaya bakarken fotoğrafları çekilmiştir. Daha sonra hem kendilerine hem de yakın arkadaşlarına hangi fotoğrafı daha çekici buldukları sorulmuştur. Araştırmanın sonucunda, kadınların aynadaki görüntülerini (kendilerinin sürekli gördüğü yani sürekli temasın sağlandığı) daha çekici buldukları, arkadaşlarınınsa karşıdan çekilen (sürekli gördükleri halleri) fotoğraflarını daha çekici buldukları ortaya çıkmıştır. Bu kavram neden kendimize benzer insanlara aşık olduğumuzu da açıklar. Kendi yüz özelliklerimize aşina olduğumuzdan bunlara benzer kişiler bize tanıdık, dolayısıyla da daha sevimli ve daha çekici gelmektedir.

Geçici Ayrılık Aşkı Destekler mi, Yoksa Köstek midir?

Yaygın görüşe göre ayrılık, özlemi tetikler, bu da aşkı arttırır. Bunun kısa süreli ayrılıklar için gerçekten de geçerli olabileceği bulunmuştur. Eğer tehlike ve kaygı içeren geçici bir ayrılık söz konusu ise romantik kıvılcım tetiklenmektedir. Ancak duygusal yakınlık genellikle fiziksel mesafe ile azalan bir faktördür. Özellikle de ilişki yolunda gitmiyorsa ve ayrılık da uzunsa yalnız yaşamayı tercih eder hale gelmemiz daha olasıdır.

Peki Aşk İçin Ne Gerekir?

Vakaların sadece %11’inin ilk bakışta aşık olduğu görülmüştür. Bu etkileşimin aşka dönüşmesi için sürekli temas bir ön koşuldur. Ancak sürekli karşılaşmak da tek başına aşkı garantileyen bir faktör değildir. Eğer ki ilk izlenim olumsuzsa, teması bir süre kesmek ve bu süreçte olumsuz duyguların kaybolmasına izin vermek daha sonra bir şans daha vermeyi sağlamak açısından doğru bir yöntemdir. Çünkü sürekli temas kişinin ilk zamanlardaki baskın duygusu ne ise onu pekiştirmektedir. Eğer kişi en başlarda karşısındaki ile ilgili olumsuz bir baskın algıya sahipse, onu görerek pekiştireceği de bu duygudur.

Ne Yapmalı?

Romantik ilişki için aday arıyorken yapılması gereken karşılaşmaların barda, kalabalık sokaklarda olan gibi tek seferlik fırsatlar değil, düzenli görüşmeye ve beraber zaman geçirmeye olanak sağlayan fırsatlar yaratmaktır. Bu karşılaşmalar ya belli bir süreli olmalıdır (tatil gibi) ya da sürekli temasa ve tanışıklığı geliştirecek bir zemine bağlı olarak düzenli tekrarlanmalıdır.

 

 

Kaynak

Pines, A. M. (2010). Aşık Olmak: Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?, İletişim Yayınları: İstanbul

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here