Bu içerik, Klinik Psikolog Öznur Büber tarafından hazırlanmıştır.
Araştırmalara göre; çocuklar büyüdükçe soru sormaları azalmaktadır. Peki yaş ilerledikçe neden daha az soru soruluyor?
Yaşadığımız yüzyılın çocukları, gözlerini açtıkları hızdan daha yüksek bir hızda, dijital ürünlerin bolca kullanıldığı ve bilgiye süratle ulaşılabilen bir dünyaya doğmuşlardır.
Bunun sonucunda öğrenme motivasyonunu artıran merak, hayal gücü ve yaratıcılık becerilerini daha az kullanan, merak ettiklerini deneyimlemeye çalışan ve bunu akranlarına
bir üstünlük ve güç gösterisi gibi sunan, az çaba sarf eden çocuk ve ergenlerle karşılaşılmaktadır. Aslında çocuklarımızın sordukları sorular azalmak yerine aksine yaşla birlikte hızla artmaktadır. Ancak aradıkları cevapları artık ebeveynlere sormak yerine dijital
araçlara ve yaşıtlarına sormayı tercih etmektedirler. Fakat bu tercihleri genellikle çocuklarımızın eksik veya yanlış bilgi edinmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle
çocuklarımızın merak ettikleri konunun doğru, güvenilir bir kaynaktan öğrenilmesi giderek daha da önemli hale gelmektedir.
3-6 yaşlar (okul öncesi dönem) çocukların aktif olarak, çevresine yöneldiği, kendini ama daha çok da dış dünyayı keşfe çalıştığı ve en temel becerilerin kazanıldığı dönem. Bu dönemde çocukların “cinsel meraklar” ı başlar. Çocuk, “Ben Nereden Geldim” sorusunun cevaplarını bulmaya çalışır. Ve ilgisi, merakı kendi bedenine yönelir, kendini tanımaya çalışır. 7-11 yaşlar (okul çağı) çocukların aile ortamından çıkıp dış dünya ile daha çok iç içe
oldukları, sorgulama ve araştırma dönemi. “Cinsel kimlik farkındalığı” nın yanında çocuk artık, “Büyüyünce Bana Neler Oluyor” sorusunun cevabını aramaya ve bedeninde tanıklık
etmeye başladığı değişimin bir başkasında da olup olmadığını merak eder. Merak etmeninde sürecin doğal bir parçası olduğunu kendilerine karşı suçlayıcı yaklaşmamaları ve bu merak
duygusundan dolayı utanmamaları gerektiğini aktarmak gerekmektedir.
Bu noktada yetişkinlerin çocuklarıyla kuracağı iletişimin önemi giderek artmaktadır. Yetişkinler olarak bizler, çocuklarımızın merak ettikleri her konuda onlara destek olmaya çalışırken, söz konusu merak “cinsel gelişim” süreci olunca gerilmeye başlarız. Yaş dönemlerine uygun değişimin ne olduğunu bilmek, bu gerginliği azaltacaktır. Bunun da diğer tüm merak edilen konular gibi doğal olduğu duygusuyla iletişimimizi sürdürmemiz de önemli.
Çocukların, cinsel gelişim süreçleri ile ilgili merakları konusunda kurulan iletişim dilinde anne-babaların çocuklarına;
*Yaşlarına uygun gelişim özellikleri hakkında bilgi vermesi,
*Gelişimin tüm alanlarında olduğu gibi özellikle cinsel gelişim ile ilgili de rahatlıkla merak edilen soruların konuşulabileceği bir aile ortamının sağlanması,
*Çocuklarımızın merak ettiklerini deneyimlemenin risklerini yaşlarına uygun bir şekilde anlatılması,
*Eleştirmeden,
*Yargılamadan,
*Akıl vermeden,
*Kimseyle karşılaştırmadan,
*Sadece iyi bir dinleyici olmaya çalışılması,
*Özellikle evde, çocukların kendi hem cinsleri ile kuracağı iletişimin ve vakit geçirmenin öneminin hatırlatılması,
*Okuldan, derslerden, alınan notlardan sıklıkla konuşmak yerine, onları heyecanlandıran, ilgilerini çeken, meraklarını artıran konulara da günlük sohbetler de yer verilmesi çocuklarınız ile iletişiminizi güçlendirip, canlı tutulabilir.
Bir önceki yazımız olan Kaygı Üzerine başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.








