Cep telefonları sadece iletişim kurmanın bir yolu olarak değil, aynı zamanda bir sosyal ağ aracı, kişisel organizatör, internet alışveriş aracı, ve mobil banka olarak da hizmet ederek modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Nomofobi terimi, bir tür davranışsal bağımlılık sonucu , dijital cihazların kaybedilmesi, kırılması, pili bitmesi veya hücresel kapsamı alanı dışındayken, yoğun stres ve endişe duyguları, hatta korku ve panik duygularının ortaya çıkmasıdır. Son zamanlarda telefonsuz kalma korkusu, bazı uzmanların sorunlu dijital cihaz kullamının bir işareti olarak hem ruh sağlığı hem de refahları üzerinde zararlı bir etkisi olabileceğini söylemektedir.
Fobiler, bir nesne veya durumun irrasyonel korkusu ile karakterize edilen bir tür kaygı bozukluğudur. Nomofobi durumunda bireyin korkusu, telefonun olmaması veya cep telefonuna ulaşamayacağı bir şeydir. Nomofobi klinik bir tanı olmamakla birlikte yaygın olarak korku ile ilişkili olarak tanımlanan semptomlardan bazılarını içerisinde kapsar. Bunlar;
- Telefonu kapatamama
- Telefonu cevapsız aramalar, mesajlar veya e-postalar için sürekli kontrol etme
- Telefonun pili neredeyse tamamen dolu olmasına rağmen pilini sarj etme
- Telefonu gittiğiniz tuvalet dahil gittiğini her yere yanınızda götürmek.
- Telefon yanınızda olsa dahi emin olmak için tekrar tekrar kontrol etme
- Wifi veya hücresel veri ağ bağlantısı olmadığında meydana çıkan korku hissi
- Çevrim içi kullanım sırasında bağlantının kesilmesinin ardından ortaya çıkan stres
- Mobil cihazla yoğun zaman geçirmek ve planlanan etkinlikleri atlamak
Bireylerin bu belirtileri yaşamalarının birkaç nedeni vardır bunlar;
1.Modern çağda insanlar bir çok önemli görev için telefonlarına yönelmektedir. Bu nedenle mobil cihazdan uzak kalmak, bireyleri yakınlarından, işinden, mali durumlarından hatta ilgilendikleri zevk alanlarını araştırmakla birlikte bilgi alış verişleri de dahil olmak üzere hayatlarının önemli alanlarından kopuk ve izole hissettirebilir.
2.Journal of Behavioral Addictions’da yayınlanan bir araştırmada üniversite öğrencilerinin günde ortalama dokuz saat cep telefonlarında zaman geçirdiklerini belirtmiş ve bu durumun bir teknoloji paradoksu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başka bir ifadeyle mobil cihazlar hem özgür hem de baskıcı olabilmektedir. Bireyler cihaz aracılığı ile iletişim kurabilir, bilgi toplayabilir ve sosyalleşebilir. Ancak bunların yanında mobil cihaz kullanımı birey üzerinde hem kısıtlayıcı hem de stres yaratan bir bağımlılığa yol açabilmektedir.
3.Dijital çağda doğmuş ve büyümüş genç ve genç yetişkinler bilgisayar, internet ve mobil cihazlar hakkında erken deneyime sahip olmuşlardır. Bu nedenle özellikle bu bireyler için mobil cihazlar günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmasıyla birlikte ortaya çıkan kaygı belirtilerinin de daha yaygın olduğu düşünülmektedir.
Sizde telefonunuzda çok fazla zaman harcadığınızı düşünüyorsanız, cihaz kullanımınızı daha iyi yönetmek için aşağıdaki adımları deneyebilirsiniz.
- Mobil cihaz kullanımınız için kişisel kurallar koyarak sınırlarınızı belirleyin.
- Alışkanlıkları kırmak zor olabilir ama küçük adımlar geçişleri kolaylaştırabilmektedir. Sizde yemek sırasında veya başka bir etkinlikle uğraşırken telefonunuzu kaldırarak küçük hedeflerle başlamayı deneyin.
- Sıkıntı nedeniyle aşırı telefon kullanımı alışkanlığınız var ise sizi cihazınızdan uzaklaştırmak için zamanınızı harcamanın başka yollarını bulun.
Kaynakça
https://www.verywellmind.com/nomophobia-the-fear-of-being-without-your-phone-4781725
Bir önceki yazımız olan Kararsızlıkla Nasıl Başa Çıkacaksınız? başlıklı makalemizde doğru seçim yapmak, karar verememek ve karar verme güçlüğü hakkında bilgiler verilmektedir.








