Ana sayfa Genel Çiftlerin Çift Terapisi Hakkındaki 5 Miti

Çiftlerin Çift Terapisi Hakkındaki 5 Miti

196
https://www.pexels.com/photo/woman-in-white-dress-shirt-and-black-pants-sitting-on-gray-couch-4098205/

Çiftler uzun zamandır sıkıntı yaşıyor olsalar dahi çift terapisine başlamak genellikle kolay bir seçim olmaz. Başladıklarında da terapi süreci ve terapistin rolüne dair birçok inanç geliştirirler:

1. Yargıç olarak terapist miti

Karşıdakinin hatasını bulma ve en fazla kabahati olan tarafı belirleme rolünde olan çiftler, terapistleri yargıç olarak görmeye meyillidir. Onlar cidden de terapistin ilişkinin kötü gidişatından kimin suçlu olduğuna karar verecek kişi olduğuna inanmaktadırlar. Bu kişiler bireysel olarak değişmek ve kendi rollerini görmek ile ilgilenmezler. Eğer terapist böyle bir tutum almazsa terapiyi bırakmaları ve terapisti profesyonel olmamakla suçlamaları mümkündür. Terapistin yargıç olmadığına ve suçlu tarafı seçmek gibi bir görevi olmadığına inanmaları önemlidir.

2. Korkunç bir tanı miti

Çiftlerin terapiye amansız bir tanı duymayı beklermiş gibi korkuyla başlamaları oldukça sık görülen bir durumdur. Evliliğin sıkıntıları olduğunu itiraf etmek onlar için onarılamaz olmasını kabul etmekle eş değerdir. Bu endişelerin altında da “Mükemmel olmalıyız. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Çift terapisi mi bize yardım edecek? Bu sadece başarısızlığın kabulüdür” gibi düşünceler yatar. Eğer partnerlerden biri bu tür inançlara sahipse terapiye gönülsüzdür, gelirse de ancak geri dönüşü olmayan, diğerinin boşanmaya karar verdiği noktada gelir. Bu da kendini gerçekleştiren kehanet olmuş olur.

3. Eşin iyileştirilmesi miti

Eğer kişi evlilik sıkıntılarının tek nedenini eşinde görüyorsa, sıklıkla terapistten eşini iyileştirmesi rolünü üstlenmesini bekler. “Doktor onu düzeltin” tavrı aslında oldukça sık karşımıza çıkan bir tavırdır. Terapi sürecinde önemli olan, her iki tarafın da kendi sorumluluğunu görebilmesidir. 

4. İletişimin üstünlüğü miti

Kimi zaman çiftler aralarındaki tek sıkıntının bozuk iletişim olduğu kanısında olurlar. Aslında bu bir bakıma masum görünse de altında “Eğer kendimi daha iyi ifade edebilseydim / Beni daha iyi dinleseydi bana istediğimi verirdi” inancını barındırır. Bu da iletişim sürecine, biçimine ve stiline odaklanmaya, ancak asıl sorunun dokunulmadan bırakılmasına sebep olur. Terapistler bu çiftlere ben dilini kullanmayı, eşit zaman tanımayı, kendilerini daha net ve karşıdakini suçlamadan ifade etmeyi öğretebilir. Ancak bu yararlı iletişim becerileri çift terapisinin tek ve temel görevi değildir. Anlaşmazlık ve çatışmaların içeriğine de odaklanılmalıdır.

5. Çift terapisi evlilik karşıtıdır miti

Bazen de çiftler, çift terapistlerinin evlilikleri yıktıklarını düşünürler ve bu nedenle terapiye karşı olurlar. Bu sebeple terapistin, terapinin başında evlilik ve boşanma kararlarının kendine ait olmadığını, terapistin rolünün sadece çiftin kendi kararlarını almasına yardım etmek olduğunu beyan etmesi önemlidir.

 

 

Kaynak

Kessler, H. & Yalom, I. (2006). Evlilik Terapisi, Prestij Yayınları: İstanbul

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here