Ana sayfa Genel Geçmişteki Travmalarımızın Bugüne Etkisi

Geçmişteki Travmalarımızın Bugüne Etkisi

65
https://pixabay.com/tr/photos/travma-yaral%C4%B1-g%C3%B6zya%C5%9F%C4%B1-%C5%9Fiddetli-3491518/

Öğrenilmiş Çaresizlik modeli 1960’larda ortaya atılan bir psikolojik yaklaşımdır. Kişinin durumunu değiştirme gücü olmadığını hissettiğinde yaşadığı öğrenilmiş çaresizliğin, depresif belirtilere ve diğer psikolojik belirtilere dönüşen sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmektedir. 

Öğrenilmiş çaresizliği en iyi açıklayan model, Martin Seligman’ın köpekler üzerinde yaptığı bir deneydir.

Deneyde köpeklerden oluşan üç grup oluşturulmuştur. İlk köpek grubu kafeslere hapsedilmiş ve onlara tekrar tekrar elektrik şokları verilmiştir. Köpekler kendilerine uygulanan şoklardan kaçamamışlardır. Devamında ikinci köpek grubuna da aynı şoklar verimiştir, ancak diğerlerine kıyasla bu grup kafeslerinden kolayca kaçabilmişlerdir. Üçüncü köpek grubu, şoklara maruz bırakılmayan bir kontrol grubudur.

Deneyin ikinci aşamasında ise üç köpek grubu bir araya getirilmiş ve tekrar elektrik şokuna maruz bırakılmışlardır. Ancak, bu sefer, tüm köpekler küçük bir duvarın üzerinden atlayarak şoklardan kolayca kaçabilme imkanına sahiptirler.

Bu aşamada hiç elektrik şokuna maruz kalmayan grup ve daha önce elektrik şoku verildiğinde kaçmayı başaran grup, hemen duvarın üzerinden atlamış ve şoklardan kaçmıştır. Ancak daha önce şoklara maruz kalan ve kaçamayan köpeklerin olduğu gruptakiler kaçmaya bile çalışmamışlardır. Bu köpekler, kaçmak için sadece küçük bir duvarın üzerinden atlamanın yeterli olduğu durumda hareketsiz kalmışlardır. Bu durumun nedeni ise, bu köpek grubunun geçmiş deneyimlerinden “çaresiz hissetmeyi” öğrenmiş ve bu durumu değiştirmek için elinden hiçbir şey gelmeyeceğine inanmış olmalarıdır. Bir diğer deyişle, bu grup önceki travmalarını “kaçınılmaz ve değiştirilemez” bir durum olarak deneyimledikleri için, bu travmanın da kaçınılmaz olduğuna inanmaktadırlar.

Bu örneği insanlarla ilişkilendirirsek, sürekli olarak kontrolümüz dışında gerçekleşen zorluklar veya travmalara maruz kaldığımızda, olayları değiştirmek için elimizden bir şey gelmeyeceğine inanıyorsak, çaresiz hissetmeyi öğrendiğimizi düşünebiliriz.

Genellikle, bireyler kendileri için iyi olmayan herhangi bir durumun farkında olsa dahi bu durum içerisinde kalmayı tercih ederler ve çünkü değiştirmenin zor ya da kötü olacağından korkarlar. Başka bir deyişle, stres veren yaşam olaylarından sonra çoğu zaman, bir şeyleri değiştirebileceğimize ve bir şeyler üzerinde kontrol sahibi olabileceğimize ilişkin düşüncemizi kaybederiz. “Bu durum hep böyle kalacak, asla daha iyi olmayacak” veya “Yaptığım hiçbir şey yeterince iyi değil’’ gibi müdahaleci, kötümser düşünceler içerinde kalırız.

Birçok insan geçmiş yaşantılarındaki stres veren olaylar veya travmalar nedeniyle öğrenilmiş çaresizlik yaşamaktadır. Ancak önemli olan şu ki, öğrenilmiş çaresizlik sadece bir algı meselesidir. Geçmiş deneyimleriniz nedeniyle çaresiz hissetmeye takılı kalmış  ve durumları değiştirme yeteneğinizi göremiyor olabilirsiniz. Bu durumu tersine çevirmek için ilk adım, öğrenmiş olduğunuz hatalı düşüncelerin farkına varmaktır. Ardından bu düşüncelere meydan okumaya başlayabilirsiniz. Katı ve dirençli olan düşünce ve inançlarınızı, alternatif düşünce yapıları bularak daha esnek ve sağlıklı hale getirmek ve bununla birlikte yaşamda oluşan problem ve zorluklara karşı bilişsel stratejiler geliştirmek gerekmektedir.

Bir önceki yazımız olan Yalancının Beden Dili başlıklı makalemizde beden dili ve yalan hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here