Ana sayfa Genel Koronavirüsü Düşünürken Hangi Bilişsel Çarpıtmaları Kullanıyoruz?

Koronavirüsü Düşünürken Hangi Bilişsel Çarpıtmaları Kullanıyoruz?

273

Bilişsel davranışçı terapiye göre, hepimiz belirli bilişsel çarpıtmalar yapıyoruz. Bunlar düşüncelerimizi şekillendiriyor ve sonucunda da olumsuz duygular beslememize neden oluyor.  Özellikle sorun yaşadığımız durumlarda normalde herkeste olan bu bilişsel çarpıtmalarımız iyice katı ve uyumsuz hale geliyor. Şimdi bir salgın haline gelmiş olan koronavirüs konusunda hepimiz kaygılıyız. Bizde yoğun endişe yaratan bu konu hakkında düşünürken de farkında olmadan bazı bilişsel çarpıtmaları kullanıyoruz. Aşağıda sıklıkla kullandığımız birkaç bilişsel çarpıtma yer alıyor:

  1. Seçici Soyutlama: Olayları bağlamdan kopararak detaya odaklanma, durumun daha belirgin diğer özelliklerini ihmal etme ve sınırlı birkaç özellik temelinde bütün yaşantıyı kavramlaştırmadır. Örneğin, her gün ölen kişi sayısını takip eden ve iyileşen kişileri dikkate almayan, buna bağlı olarak da virüsün tamamen öldürücü olduğuna inanan bir kişi seçici soyutlama yapıyordur.
  2. Aşırı Genelleme: Sınırlı sayıda örneği temel alarak oluşturulmuş bir genel kurala inanmak ve bunu izlemektir. “Zaten daha önceki domuz gribi salgınına da yakalanmıştım. Bu da bana gelecek. Ben bütün hastalıkları çekiyorum. Ne kadar şanssız bir insanım” gibi cümleler durumu kendine yönelik aşırı genellemektir.
  3. Büyütme ve Küçültme: Olumsuz olayların daha büyük ağırlık taşıdığı ve buna kıyasla olumlu olayların daha az önemli olduğu şeklinde düşünmektir. “Dünyada her şey daha kötüye gidiyor, salgınlar da başladı. İyi hiçbir şey yok” demek dış dünyadaki olayların olumsuz yanlarını aşırı büyütmek, olumlu olanları da görmemektir.
  4. Kişiselleştirme: Kişinin kendisiyle ilgili olmayan veya az ilgili olan bir durumu tamamen kendiyle bağlantılı görmesi ve olayın olumsuz sonuçlarından kendini sorumlu tutmasıdır. “Hep benim şanssızlığım, ne kadar şanssızım her şey bana denk geldi. Bir bu eksikti” gibi söylemler durumu kişiselleştirmeye örnektir.
  5. Felaketleştirme: Olası muhtemel diğer sonuçları hesaba katmadan geleceği hep olumsuz olarak ön görmektir. “Eminim ki birkaç hafta içerisinde İtalya’dan çok daha kötü duruma geleceğiz” gibi bir tahmin yapmak durumu sadece en kötü sonuca bağlı ele almaya bir örnektir.
  6. Dışsal Kontrol Yanılgısı: Kişinin kendini tamamen kör bir talihin eseri görmesi ve hiçbir şeyi kontrol edebileceğine ya da değiştirebileceğine inanmamasıdır. Örneğin; “Artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok, her türlü virüse yakalanacağız zaten. Ben dikkat etsem de etmesem de değişmeyecek” demek kontrolün tamamını dış faktörlere atfetmektir.
  7. Adalet Yanılgısı: Kişinin durumları kendi adalet yargısına göre değerlendirmesi, adil olmadığını düşündüğü durumlarda küskün, kızgın, umutsuz hale gelmesidir. Örneğin; “Bu hiç adil değil, virüs taşıyan kişiler hep benim yaşadığım yerlerde. Ben o kadar dikkat ediyorum gene de kaçamıyorum, bu hiç adil değil” demek sadece kişiyi depresif bir ruh haline sokacaktır.

 

Unutmayın ki bu bilişsel çarpıtmalar size sadece zarar verir. Bu düşüncelerimize odaklanmak, onları gerçeğe daha uygun ve işlevsel inançlarla değiştirmek bu süreçte daha sakin kalmak için ihtiyacımız olan şeydir.

Bir önceki yazımız olan Sıradışı Bir Seri Katil: John Wayne Gacy başlıklı makalemizde akıl hastası, antisosyal kişilik ve cinayet hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here