Ana sayfa Gündem Yalnız Kalabilme Kapasitesi

Yalnız Kalabilme Kapasitesi

435
https://pixabay.com/tr/photos/adam-oturma-geri-ar%C4%B1yor-g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCm-690201/

Yalnızlık denildiğinde çoğumuzun aklında canlanan hüzünlü, negatif bir tablo oluyor. Kimi zaman bu negatif tablodan yani yalnızlıktan o denli korkuyoruz ki, kendimizi sürekli olarak ilişkilerde var etmeye çalışıyoruz. Evde kaldığımız zamanlarda da aşırı yemek yeme, ihtiyaç olmamasına karşın sürekli bir şeyler satın alma, seçim yapmaksızın art arda film ya da dizi izleme gibi davranışlar sergiliyoruz. Aslında bütün bu davranışlar bir kaygıyı gizliyor; yalnız olma kaygısı. Ancak unuttuğumuz nokta şu, bu durumda kendimizle baş başa kalma fırsatını ve kendimizi dinlemeyi, düşünmeyi ihmal ediyoruz. Her şeyden önce yalnızlığımıza sahip çıkabilmek, onu doyasıya yaşayabilmek varoluşumuzun önemli bir kısmına sahip çıkmak demek. En nihayetinde her birimiz kendi deneyimlerimizde ve kendi hayatımızda tamamen yalnız varlıklarız.

Ya siz kendinizle baş başa olduğunuzda neler hissediyorsunuz? Yalnız kalmak size nasıl geliyor? 

Psikanalist Donald W. Winnicott kendi başına olma kapasitesinden bahseder. Bundan kastedilen; kişinin etrafında insanlar, nesneler olsa da olmasa da kendi başına kalabilmesi ve bunu olumsuz bir deneyim olarak yaşamamasıdır. Winnicott’a göre bu kapasite, duygusal olgunluğun bir göstergesidir. Eğer kişinin böyle bir yönü varsa yalnızlık onun için yıkıcı olmaz, tam tersine yararlı ve üretici bir deneyime dönüşebilir. Ama eğer bu kapasite gelişmemişse yalnızlık yıkıcı bir deneyim olarak algılanacaktır, kişi bundan kaçınmak için çılgınca çaba sarf edecektir. Winnicott’a göre, kişinin yalnız kalabilme kapasitesi, iki temel şeye bağlıdır:

1) kendi içindeki sıkıntılı, yıkıcı ve öfkeli parçalarla barışık olma

2) Kafasında diğer insanların yaptığı şeyleri kaçırma korkusu taşımama.

Bu kapasite ilk çocukluk çağlarında temel bakım verenin yani genellikle annenin davranışlarına bağlı gelişir. Eğer anne, çocuğun ihtiyaçlarını karşıladığı zamanlar haricinde onun yalnızlık dönemlerine saygı duyabiliyorsa, müdahale etmeden ona eşlik edebiliyorsa, çocuk yalnız kalma kapasitesi edinebilir. Ancak anne sürekli müdahale eden, çocuğa karışan, onu yalnız bırakmaya korkan biriyse çocuk ya yalnızlıktan tamamen ürken biri haline gelir ya da diğer uca savrulur ve kendini tamamen yalnızlığa gömüp, etrafına duvarlar örer.

Evde Kalmayı Bir İçsel Deneyim Olarak Yaşayabilmek

Şu süreci olabildiğince evde geçirmeye çalışıyoruz, kimimiz ailemizle, kimimiz yalnız. Dilimizden sürekli kendimizi nasıl oyalayabileceğimiz, sıkılmadan günü nasıl geçirebileceğimiz eksik olmuyor. “Çok” kitap okumak, “çok” film izlemek, “çok” yemek yemek… Uçlardan uçlara savuruyoruz kendimizi, kendimizle baş başa kalmamak için. Bu geçici yalnızlık sürecini verimli bir hale dönüştürmek, yapıcı ve yaratıcı sonuçlar oluşturmak da mümkün halbuki. Unutulmamalı ki, yaratıcı insanlar, yalnız kalmaktan korkmadıkları gibi, yapıtlarını ya da buluşlarını ancak böylesi yapıcı bir yalnızlık sürecinde ortaya çıkarabilirler. Çünkü ancak o dönemde içsel dünyalarının zenginliklerine inebilir ve bu zenginlikleri müzik, resim, roman gibi yapıtlarla ortaya koyabilirler. Bu dönemde bize de gereken; kendimizi olabildiğince tanımak; “Ben kimim?”in cevabını verebilmek.

 

“İnsan ancak yalnız kaldığında bazı derinliklere inebiliyor, kendine inen merdivenleri buluyor”

Engin Geçtan

 

 

 

 

Kaynaklar

Geçtan, E. (1983). İnsan Olmak, Metis Yayınevi

İçöz, F. J. (2019). Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği, Doğan Novus Yayınevi.

Winnicott, D.W. (1958) The Capacity to be Alone. London: The Hogarth Press.

Bir önceki yazımız olan Online Terapi Nedir? başlıklı makalemizde corona virüs, covid-19 ve depresyon hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here